19 Haziran 2009 Cuma

kayıp.. olacak...

'Susun Allahın cezaları!' susmuyorlar. Nasıl bir kavgaysa şiddetli sessiz ilerliyor. Uyuyor herkes, yere kadar uzanan perdeden gördüğüm kadarıyla bomboş sokak. Martı seslerini saymazsak hiç ses yok. Sadece bu üç kadın. Bir de ben. Olayları carpitmakla suçlanan ben. Fazla duygusal olmakla suçlanan ben. Her gördüğüne hemen alışan sonra kopamayıp üzüldüğü idda edilen ben. Oysa sadece karnım ağrıyor diye göz yaşı döktüm. Bütün gün başım ağrıdı diye üzüldüm. Bir de üç ay başka yerlerde nefes alıcam diye burukluk hissettim, biraz da unutulmaktan korktum. Bu savaşa başka katkım olmadı. Beni destekleyen bir sümsük fırladı içimden, 'ah nasıl zordur bu hayat, yeni başladın öğrenmeye' dedi. Arkasından bir gaddar 'kesin zırlamayı' diye böğürdü. Sessizlik istesem mi diye düşündüm, isteyemedim. Birikmiş bir volkan varmış da patlamış sanki, napalım, diyorlar, mecbur kaldık. Iki farklı aşırılık mı varmış içimde.. Sadece güzel bir kadın var sanıyordum. Köşede öylece oturmuş, 'tünel' okuyan kadın.

Yüzüme alaylı alaylı bakıp, uyu artık sınavın yok mu senin, diyor. Tablo, sessiz ve sabit. Yok, diyorum, ben onu kaale almıyorum. Farklı değil ki yaşadıkları benden, iki üç gün sonra o da gitmeyecek mi burdan. Ne oldu diyor o uzun saçlı hisli adama, bu şehir mi yuttu onu, sen mi? Her hafta uğradığın yerler vardı hani, yalnız, kimlere degistin oraları, mutlu oldun mu? Diğer ikisi benden de hani, bu çok yakıyor canımı, güzel olan tablo olan.. Uyumak istemiyorum. Başka kimseye söyleme diyor, söylüyorum. Komik cevaplar almama gülüyor dalga geçiyor. Kimse anlamıyor seni de mi, diyor. Kimse hissetmiyor gözyaşlarının akarken çizdiği yolun sıcaklığını, kimse bilmiyor o gözlerin nasıl sızladığını, kimse bilmiyor bir sır gibi neler yaşadığını, kimse bilmiyor canan'in öldüğünü, buna günlerce ağladığını... Boşuna uğraşıyorsun diyor, o da bilmeyecek, hiç bir zaman anlamayacak, farklı senden, uzak oldukça, ne görüyor bakınca sana seni, ne de duyuyor söylediklerini.

'ben susup dinlerim seni uykum yok çünkü, ama şu ikisi tartışıp duruyor onlarla uğraş' diyorum, çekip alıyorum elinden 'tünel'i. Ne kadar hassas olup ne kadar katı olmam gerektiğini tartışıyor diğer ikisi. Güzel olan ne yapıp ne edip susturuyor onları, içime ait oldukları yere sokuyor onları, çözüm yok. Bu gece uyu yarın hallederiz, diyor içeri girerken sümsük kadın. Gülümsüyorum. Iyi de ben yıllardır çelişkilerle yaşıyorum, diyorum tabloya. Burnumun da içine s*çtım, mide ve kafa az geldi diye ekliyorum. 'yeter bırak da yat kitabı' diyor. 'yarın bir istiklal yaparız, üzülme' diyor. Üzüldüğüm bu mu diye düşünüyorum ama söylemiyorum, uyusun sussun diye. Uzun saçlarını savuruyor, iyi geceler diyor. 'sahi geri geldiğinde seni kim karşılayacak'. Işığı kapatıyorum. 'telefon sesinden rahatsız olur musun? Birşeyler yazmak istiyorum'.

Hiç yorum yok: