13 Kasım 2009 Cuma

Merhamet Edin...

Fazla gelirsiniz ya hayata bazen.. Hiç bir kalbe girememişsinizdir, hiç bir göz aramaz sizi.. Batarsınız insanların gözüne, her sözünüz rahatsız eder, hissedersiniz hani. Dünya size düşmanmış gibi döner. Neresinden tutsanız elinizde kalır. Neresinden baksanız karanlıktır, dumanlıdır. Bu kez siz istiyorsunuz diye değildir siyahlığı, siz istemediğiniz halde siyahtır. Size inat siyahtır. Açtığınızda müziği en çok kalbinizi acıtan şarkı çalar.. Bütün kediler hüzünlü bakar, uzak durur sizden. O her zaman aynı sokakta sevdiğiniz kediyi bütün araba altlarında ararsınız, bulamazsınız. Gözlerinizi rüzgâr doldurur. Herkesin isminin yanına yazılan isim sizinkinde yoktur. Olmasını istediğinizde, en olmadık kişiler gelir, ihtiyaç duyarsınız sevgiye, bağlanmaya. Ve gideceğini bile bile sarılırsınız, gidince açılan yaralara tuzlar basılır, her elele gezenlerden gelen. En yakınızı kırmışsınızdır da, kızgınsınızdır. Suçunuzu en çok kendinizden saklarsınız. Anneniz uzaktadır, sırtınızı babanıza dayayamazsınız. Aksi gider her şey. Güzellikten payını alamaz tek bir an. Küçücük bir gülümseme uğramaz yüzünüze. Ufacık bir sıcaklığı bulamazsınız hiç bir ateşte.


Merhamet edin hata yapıp özür dileyenlere.
Merhamet edin gözlerine yaşlar inenlere.
Merhamet edin varlığınıza ihtiyaç duyan kişilere.
Merhamet edin her bir anı zindan olanlara.
Merhamet edin gücü yaşamaya yetmeyenlere.
Merhamet edin…

2 yorum:

Aslı dedi ki...

Çok güzel bir yazı. Acımak ve merhametli olmak arasında gidip geldiğim bir durumda bazı şeyleri ayırt etmeme vesie oldun.

white black cat dedi ki...

teşekkür ederimm :))
acımak merhametli olmaktan gerçekten de çok farklı bu arada sölemeden geçemedim :D