22 Nisan 2010 Perşembe

“Elini pencerenin buğusunda gezdirdi Rüstem. Ne kadar acıkmıştı karnı. Yol bitmiyordu, yol bitmezdi, annesi öle söylemişti. Tren dururdu arada bir doğru ama, bak bu yerlerdeki sıra sıra dizilmiş tahtalar vardı ya, işte bunlar hiç bitmezdi. Onlar bitmedikçe yol da bitmezdi. Karnı acıkmıştı Rüstem’in, sevenin eline gelen yanakları artık yok olmuştu, cıvıl cıvıl bakan gözleri renksizleşmişti. Babasını özlemişti Rüstem, evini özlemişti. Acıkmıştı Rüstem, çok acıkmıştı.”



4 yorum:

çello çalan kedi dedi ki...

oleyy oleyy
aylak kedicim bayramın kutlu olsuuuun.. ben bugün seni burada gördüğüm için ayrıca mutluyum, döneceğini biliyordum, otur şimdi kirlenmiş patilerini, patilerinin aralarını temizle bakalım, hıııı aferin sanaaa.. patilerinden nanaklarından öperim.

Aylak Kedi dedi ki...

uzuun uzuun temizlik yapmam gerek zira baya kirlendim kedicim :)) seni bekletir miyim ben çellocum hiç hemen koştum geldim, ne sevilesi bir kedisin bilsen..

çello çalan kedi dedi ki...

sende de be kedim, sen de sevilesisin, ayrıca perec - şeyler ile ilgili yazdım dün, onu yazarken de perec hayranı olarak sen vardın aklımda, son iki okumamda senin izlerin, hayalin vardı, senin planladığın okumalarını da merak ediyorum. senin listene bayılıyorum biliyorsun di mi?

Aylak Kedi dedi ki...

şeyler'le ilgili yazdığını gördüm de okumadım kedicim, şeyler'i bitirmedim daha bir saatlik ömrü var, dedim ki bitiriyim öyle okiyim, değerlendirmelerimizi karşılaştırırız yine..

birinin perec okurken aklına gelmek güzel de senin aklına gelmek çok güzel kedicim ya..

bak biri senin etkinle İskender Pala.. biz iyi etkileşiyoruz bence :))

ahh kedicim senin listenin yanında benimkinin lafı mı olur..