10 Mayıs 2010 Pazartesi

Doris Lessing - Kedilere Dair

Yazıp yazıp sildiklerimin sonu yok. Kitabımı anlatayım ben, kitabımı.
Öyle bir dönemden geçiyorum ki beni benden bir an olsun uzaklaştıracak her şeye ihtiyacım var, hepsine sıkı sıkı sarılıyorum. Ama bu kitap hayatımın hangi evresinde elime düşerse düşsün aynı ilgiyi görür, aynı sevgiyi ve ilgiyi hak eder.

Kedi sevgimin depreştiği anlar yalnızlıktan midemin bulandığı zamanlardır, eve gidemem sokak sokak yana yana kedi ararım, bir sevsem derim, tüylerinde kaybetsem bi ellerimi, bir şeyim kalmaz benim. Şimdi ki yalnızlığın bir tarifi yok, yalnızlık ama yalnızlığa hiç benzemiyor, eksiklik mi hayır değil, bir şey işte, bir şey.

Yetişti bu kitap imdadıma, her cümlesiyle her yorumuyla, bütün kedileriyle…

“Çocuklukta insanlar, hayvanlar ve olaylar belirir ve varlıkları kabullenilir, sonra ortadan kaybolurlar; hiçbir açıklama yapılmaz, hiçbir şey sorulmaz.” s.14

Bir cümle bu da; en güzellerinden biri:
“Belli bir yaşa gelindikten sonra –bazılarımız için bu çok genç yaşta olabilir- artık yeni insanlar, hayvanlar, düşler, yüzler ve olaylar yoktur: farklı giysilerle, milliyetlerle ve renklerle maskelenmiş bile olsalar, hepsi daha önce olup bitmiş, görülmüştür; artık her şey aynıdır, tıpkısının aynısı, her şey bir yankı ve tekrardır; üstelik olup bitenlerin, ölmekte olan sıska, küçük bir kedi için günler boyu dökülen gözyaşları, ihanete uğramışlık duygusu ve yalnızlık şeklinde ortaya çıkan zamandan beri hatırlanmayan inanılmaz bir acının tekrarı olmaması bile keder vermez insana.” s.19

Kedim yok evet, sokaktaki, çöplükteki kedileri saymazsak, benim olan bir kedi yok. O yüzden belki, o kadının yerinde olmak istedim. Canlandırması kolay oluyordu, tanıdıktı. Kedi seven bir kadın, ben gibi, biraz büyük, belki Çello Çalan Kedi gibi;

“Ah kedi; derdim, daha doğrusu tapınırdım: Güzeeeeel kedi! Nefis kedi! Zarif kedi! İpek kedi! Tüylü baykuş gibi yumuşacık kedi, kelebek patili kedi, süslü kedi, inanılmaz kedi. Kedi, kedi, kedi.” s.46

Sonra bütün bunları söylediği kediye bir rakip geldi, nasıl tatlı çekiştiler –onlar için öyle tatlı falan değildir eminim- nasıl komik oldu zaman zaman, anlatamam. Anlatabilir miyim, eh deniyim:

“Son eleştirisi gidip kara kedinin tabağına arkasını dönerek yeri eşelemek, tabağın üstüne hayali toprak atmaktır, bana sorarsanız bu yemek dışkıdan başka bir şey değil, demektir bu.” s.65

Derine inmeden tanıtmak istedim kitabı, görün, görünce hiç düşünmeden alın. Ben kitaplarımı birilerine okuması için bile vermem –zamanında çok sevdiğim kitabımı verdiğim kişi kaybedince böyle bir karar aldım, bir daha asla! dedim- ama bu kitabı hediye etmek istedim, her cümlede başka birine, o da okumalı, diğeri de, hepsi okumalı, gibi bir coşku... en çok aklıma Çello Çalan Kedi geldi ne yalan söyliyim, sonra D., bu cümleyi ne severdi, buna burun kıvırırdı, dedim durdum hep, Seval’in kendi kedilerini bulacağına emindim okusa, annem okusa izin verirdi kedi almama. Hicran? Bakarsın kedisever oluverirdi okuduktan sonra. Kafka okumuştur, kaçmaz ondan. En sonunda kime hediye edeceğime karar verdim, daha doğrusu o, kendi karar verdi.

4 yorum:

SeV@L dedi ki...

Bir gün seninde bir kedin olacak. Er ya da geç.

Hayatta küstüğün bir anda, mesela işten eve yorgun argın döndüğünde seni görünce gözlerine sevgiyle bakacak, kuyruğunu havaya kaldırıp bacaklarına sürünecek. Omuzlarındaki yükün kalktığını ve nefes aldığını hissedeceksin.

Bazen yarmazlıklarıyla seni deli edecek. Çıldıracaksın.

Bazen yatağını esir aldığı için yastığını alıp kanepede uyuyacaksın. Her yanın tutulacak.

Bazen durup dururken kurulacak kucağına ve mırıldayarak uykuya dalacak. Sonra sen saatlerce kıpırdamadan -altına işeme pahasına hemde- bekleyeceksin. O rahatsız olmasın diye.

Ona her baktığında ayrı bir güzel gelcek gözüne. Varlığına şükredeceksin.

Poşetten yapılmış bir topla oyunlar oynarken işini gücünü hatta tüm dünyayı bir kenara bırakıp kahkalar atacaksın.

Ve o kedi dünyanın en şanslı kedilerinden birisi olacak. :)Bir gün bir yerde buluşacaksınız.

Pıncır, E.T., Fındık, Zekai ve benden kucak dolusu sevgiler sana. :)

Aylak Kedi dedi ki...

sevgilerinizi aldım sarıldım sarıldım, kitaplığa kaldırdım, ara ara tekrar sarılırım.. teşekkür ederim hepinize, ayrı ayrı..

çello çalan kedi dedi ki...

geçen gün düşün düşün seval'in kedilerinin adlarını, ay bulamıyorum çıldıracam, en çok zekai'yi tanıyoruz, Pıncır'da tamam ama diğer ikisi çıkmıyor anasını satayım, kibar yollu seval ya dedim sen şu kedilerini bir ara tanıtsana bize. len ne biçim takip ediyorsun da diyecek die deitiraf da edemedim işte, geveze'den kopya çekecektim, araya başka konular karıştı, demek öğrenmek bu güne nasipmiş diyerek E.T. ve Fındık'ı asla unutmam artık düşüncesinin vermiş olduğu rahatlıkla gevşedim, aylak paticim mutlaka ama mutlaka bir kedin olacak, bir gün. hatta bunca hasret sonrası Seval gibi nüfus konusunda plansız bile davranabilirsin, Seval'in arsızlığına daha değişik bir yorum getirecektim de hadi buranın adabını bozmayayım, o anlamıştır nasılsa beni:P
ikinizi de seviyorum, öpüyorum.

aylak, yaşıma da dokundurmuşsun, biraz büyük!müş, gözümden kaçmadı hani söyleyeyim;)

Aylak Kedi dedi ki...

kedicim, biraz büyük değil, benden biraz büyük :) bi kedi ne kadar büyük olabilir ki.. ben de seviyorum ikinizi de eheh