1 Mayıs 2010 Cumartesi

Mustafa II

Başa döndüm.

Mustafa, Perec’in Uyuyan Adam’ını elime sıkıştıran adam. “Kayboluş yok şuan elimizde,” demişti, “Uyuyan Adam’ı okudunuz mu?”.
Bir sonraki gidişimde “Teşekkür ederim” dedim ona “bayıldım Uyuyan Adam’a”. O gün ilk kez -son kez- gerçekten konuştuk Mustafa’yla, sonra çağırdılar onu, halbuki konuşacaktık daha, o kadar zaman gidip gelmiştim, uzaktan bakmıştım ama çağırdılar onu, başka bir müşteri belki, benden farkı olmayan, hatırlayamadım şimdi.

O zaman o “al” dedi diye “Düşerken” diye bir roman almıştım, bir de not almıştım diğer söylediklerini, elime geçti o iki kitap, okumamışım hala;
Büyücü-John Fowles
İskambil Kağıtlarının Esrarı-Jostein Gaarder.

Mustafa’yla konuşmadım sonra, oysa göz göze geldik sonra da, bir şey söylemedim, o da söylemedi, söyleseydim belki, şimdi farklı olurdu ne biliyim, belki -en azından- nerde olduğunu bilirdim.

En son “Kasabanın En Güzel Kızı”nı sordum, arkadaşına, o da Mustafa’ya sordu, (o hali gitmiyor gözümün önünden) bakmadan suratıma, “Kasabanın En Güzel Kızı’nı bulan bana getirsin” dedi. Bulmak istedim ben o kitabı, bulup Mustafa’ya götürmek istedim, nerden bilebilirim ki, bir daha görmedim onu.

Bazen hayat ne kadar tuhaf görünüyor. Benim için o kadar anlamlı olduğunu bilmiyor o, beni de bilmiyor gerçi, ama yine de ben haftada bir kez bir umut gidip bakıyorum kitapçıya gelmiş mi Mustafa diye.

Yarın gidip Büyücü’yü almayı düşünüyorum, belki Mustafa dönmüştür hem, görürüm belki.

10 yorum:

Aslı dedi ki...

Büyücüyü okuyalı epey oıdu ama gerçekten güzel kitaptı, bence de al.

Profösör dedi ki...

Kadıköy Akmar pasajında her türlü kitabı uygun fiyatla bulabilirsiniz. Zaman zaman ben oradan yüklü miktarda kitap alıp arkadaşlara hediye ediyorum.

Aylak Kedi dedi ki...

profösör ne yazık ki Kasabanın En Güzel Kızı'nı akmarda da bulamazsın..

aslıcım beğeneceğimden ben de eminim :))

lady dedi ki...

dün teknede birini gördüm, sensin diye düşündüm - seni bilmem, hiç bi fikrim yok dış görünüşünle ilgili ama işte sensin diye düşündüm :) çıtır, dalgalı koyu kumral saçlı biriydi. o da iskender pala okuyordu...

Aylak Kedi dedi ki...

değilimdir o, çıtır değilim bildiğim kadarıyla :)) saçlarım da kırmızı sayılır başkalarını ben sanma :(

lady dedi ki...

yok artık sen çıtır olmican da kim olucak :)) bi de; affet yaptım bi hata, bi daha görünce hemencecik tanicam, şaşırtıcam seni :)))

Aylak Kedi dedi ki...

:)) gerçekten çok şaşırırım hemen tanırsan ehieh ne güzel olur ama düşündüm de

çello çalan kedi dedi ki...

"büyücü" de sen bana, benim akan sularım dursun sonra...

nasıl güzeldir anlatamam, bir yaz günü ağva yollarına götürür beni, bir köy kahvesinin asma altında gölgede yudum yudum okuduğum güne götürür, dalgalı denize, ikiz kardeşlere...

çok kıskanıyorum seni.

lady dedi ki...

siz "aylak" ve "çello çalan" kediler! yahu ne çok kitap okuyabiliyosunuz :( nasıl kıskanmicam sizi ben hı? bi de ne şirin kedileriniz var pirinç ayrı güzel, paşa, galata, sokak kedileri ayrı güzel! e siz apayrı güzel! kocaman öptüm sizi :**

Aylak Kedi dedi ki...

sen öpersin de biz öpemez miyiz :)) :***