1 Nisan 2011 Cuma

Truman Capote - Tiffany'de Kahvaltı


"Gülünç değil, yalnızca insanın sinirine dokunuyor." Omuzlarını silkti. "Her şey bir yana, yarın nerede olacağımı nasıl bilirim? Onun için kartıma gezgin yazmalarını söyledim. Her neyse, boş yere para harcamaktan başka bir şey değildi bu kartları bastırmak. Şu var ki, oradan bir şey satın almayı çok istedim. Tiffany'den almıştım onları." Benim martinime uzandı; hiç dokunmamıştım. İki yudumda yuvarladı ve elimi tuttu. "Dikilip durmayı bırak, O.J. ile arkadaş olacaksın" dedi. s.49-50


Holly "Sakın bir yabaniyi sevmeyin, Mr. Bell," diye ona öğüt verdi. "Dok'un yaptığı yanlışlık buydu. Eve durmadan yabani şeyler taşıyordu. Kanadı incinmiş bir şahin. Bir kez, ayağı kırılmış kocaman bir vaşak getirdi. Kalbini bir yabaniye vermemelisin: onları ne kadar çok seversen, onlar da o kadar kuvvetlenirler. En sonunda ormana kaçacak kuvveti kazanırlar. Ya da bir ağacın en tepedeki dalına uçarlar. Sonra daha yüksek bir ağaca. Sonun bu olur, Mr. Bell. Eğer kendini yabaıl bir şeye kaptırırsan. Sonunda gökyüzüne bakakalırsın. s.83

Gülümsedi, neşesiz bir gülümsemeydi bu. "Ama ben ne olacağım?" dedi fısıltıyla ve tekrar titredi. "Çok korkuyorum Buster. Evet, en sonunda. Bu hep böyle sürüp gidebilir. Elimdekini atıncaya kadar benim olduğunu bilmemek. Kötü kırmızılıklar, bunlar bile hiçbir şey değil. Şişman kadın hiçbir şey değil. Fakat bu; ağzım o kadar kuru ki yaşamam için tükürmem gerekse, yapamam." Arabaya girdi, koltuğa çöktü. "Özür dilerim. Haydi gidelim." s.122

2 yorum:

DaySleeper dedi ki...

Kitabın Sel Yayıncılık'tan çıkan versiyonuna bakma şansım olmadı ama Bilgi'den çıkan çeviri "bunun artık elden geçirilmesi gerek" hissini vermişti.

Aylak Kedi dedi ki...

sel'inki gayet iyi, özel olarak insanın canını sıkacak hiçbir sorunu yok