13 Haziran 2011 Pazartesi

Yağmur Zamanı

"Zaman geçiyor, uyukluyorsun. Açık kitabı yanına, sedirin üzerine bırakıyorsun. Herşey puslu, uğultulu. Soluman şaşılacak kadar düzenli. Büyük olasılıkla gerçekdışı küçük siyah bir hayvancık tavandaki çatlakların oluşturduğu labirentte kuşkuya yer vermeyen bir gedir açıyor.

Gece gündüz sokaklarda avare dolaşıyorsun. Salonlarında dezenfektanların kalıcı kokusunun gezindiği mahalle sinemalarına giriyorsun, büfelerde sandviç ve kâğıt külâhlarda verilen kızartılmış patates yiyorsun, panayırlardan geçiyorsun,tilt oynuyorsun,müzelere, pazarlara, garlara, halka açık kütüphanelere gidiyorsun, Jacop sokağındaki antikacı dükkânlarının Paradis sokağındaki cam eşya satıcılarının, Saint-Antoine mahallesindeki mobilyacıların vitrinlerine bakıyorsun..."


Ben o şehirden her ayrıldığımda yağmur yağıyor.
Ve ben o şehre geri döndüğümde hep yağmur yağıyor...

Gitmelere alışmak nasıl zor, geride hiçbir şey kalmasa da... Bindiğin her neyse el sallayan olmasa da...


Uyuyan Adam'a sarılıyorum...

Hiç yorum yok: