25 Eylül 2011 Pazar

"Kumdan Kalelerime Dalgalar Vursa"

39.GÜN


Eylül hiç bu kadar kırıcı olmamıştı. Sonbahar başağrılarıma öyle iyi geldi ki bazen kafamın tek başına 20 kilo geldiğini düşünüyorum. Ödünç vereceğim oluyor, ağırlığını taşımamak için.

Anlamsızlığını koruyor herşey. Yazmak istediğim kitaplar vardı, kenara ittim. Okumuyorum zaten son bir kaç gündür. Beni heyecanlandıracak bir kitap söyleyebilecek olanınız var mı?

Yollar gözümde büyüyor. Bulutlar gözümde büyüyor. Yıllar gözümde büyüyor. İnsanlar uzak. İnsan ilişkilerim sıfıra yakın. Konuşmak gözümde büyüyor. Kırılıyorum her defasında. Ben dahil kimse kendinden başkasını düşünmüyor. Sanki bir tek kendimiz inciniyormuşuz gibi. Diğerleri... Düşünmek gözümde büyüyor.

Başından sonundan filmler izliyorum televiyonda. Merak etmiyorum başlarını ya da sonlarını. Odamın penceresi okul bahçesine bakıyor. Bazen sesleri çok güzel geliyor. Bazen pencereleri kapatıyorum.

Bir iki cümlelik ömrümüze romanlar sığdırıyoruz. Ben şarkı söylüyorum. Çok güzel bir şarkı.



Uzansam
Çocukluğuma dönsem
Derinlerde gizlenmiş yaralarımı görsem
Bir bıçak yarasıyla acısız kalsam
Oyunlar oynasam sahnesiz maskesiz
Kumdan kalelerime dalgalar vursa
Kağıttan gemilerimin tayfası olsam
Yıldızımı okşarken bir uçak geçse düşümden
Avaz avaz bağırıp sesimi duyursam

Ah çocukluğum camdan duvarlarım
Portakal çiçeği kokulu heyecanlarım
Kuş tüyüydü düşlerim umutlarım
Hani nerde arsızlığım umarsızlığım
FD-Uçak

Hiç yorum yok: