19 Haziran 2011 Pazar

Masumiyetim Saflığımdandır ve Saflığım Masumiyetimden

1-Masumiyet: Masumluk. (Masum: Suçsuz, günahsız.)
2-Saflık:  Saf olma durumu, temizlik, arılık, safiyet.

Günlerden o gün geldiğinde pişman olacaksın. Varlığıyla övündüğün şeyleri sana hakaret olarak kullanacaklar. Çünkü sanıldığının aksine dünyanın çivisi yok.

İyi olduğuna pişman olacaksın. Verdiğin sözleri tuttuğuna ve yalan söylemediğine. Aldatmadığına pişman olacaksın. Güvendiğine pişman olacaksın. İnandığına pişman olacaksın.

Neden sonra varlığıyla övündüğün şeylerin, övünülecek şeyler olmadığını, onların ruhunun temeline ekilen tohumlar olduğunu ve varlıklarının değil yokluklarının konuşulacak mesele olduğunu anladığında pişmanlık geçecek. Ve sen çıplak gözle bakarak vicdan sahibi olan insanları ayırdedebileceksin.

3-Vicdan: Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç. Törel bilinç.

13 Haziran 2011 Pazartesi

Yağmur Zamanı

"Zaman geçiyor, uyukluyorsun. Açık kitabı yanına, sedirin üzerine bırakıyorsun. Herşey puslu, uğultulu. Soluman şaşılacak kadar düzenli. Büyük olasılıkla gerçekdışı küçük siyah bir hayvancık tavandaki çatlakların oluşturduğu labirentte kuşkuya yer vermeyen bir gedir açıyor.

Gece gündüz sokaklarda avare dolaşıyorsun. Salonlarında dezenfektanların kalıcı kokusunun gezindiği mahalle sinemalarına giriyorsun, büfelerde sandviç ve kâğıt külâhlarda verilen kızartılmış patates yiyorsun, panayırlardan geçiyorsun,tilt oynuyorsun,müzelere, pazarlara, garlara, halka açık kütüphanelere gidiyorsun, Jacop sokağındaki antikacı dükkânlarının Paradis sokağındaki cam eşya satıcılarının, Saint-Antoine mahallesindeki mobilyacıların vitrinlerine bakıyorsun..."


Ben o şehirden her ayrıldığımda yağmur yağıyor.
Ve ben o şehre geri döndüğümde hep yağmur yağıyor...

Gitmelere alışmak nasıl zor, geride hiçbir şey kalmasa da... Bindiğin her neyse el sallayan olmasa da...


Uyuyan Adam'a sarılıyorum...

7 Haziran 2011 Salı

Sonbahar tadında yaz günleri yaşıyorum (yaşıyoruz?). Korkuyorum. Birşeylerden. Açıklayamayacağım.

Bir adam var rüyamda. İstanbul Film Festivaline 15'er bilet alıyoruz. Ezginin Günlüğü konserlerine gidip, arkalarda birbirimizi dinliyoruz. Bazı günler hiç uyanmıyoruz. Bazı günler hiç uyumuyoruz. Görebiliyorum.

Elimde hiç de olmaması gereken bir kitapla balkonda çay içerken bir yandan Ezginin Günlüğü (tabii ki) çalıyor. Belki biraz daha gece olmalı. Işıksız bir gece. Belki bitmiş bir gece. Belki sadece ben gece olduğunu düşündüğüm için gece olmalı.

Bir yandan toplanıyorum kafamda. Hangi kitapları almalıyım. Sonra bir de geri dönüş var. Dönmek her zaman gitmekten daha kolay. Gitmek her zaman dönmekten daha güzel. Hareketlerime aşina olan hiç mi kimse yok.

"Mektup yazmak ister misiniz peki bana?"

Belki de ortalığı biraz toplayıp Ezginin Günlüğü dinlemeyi bırakmalıyım. Ya da boşver...

2 Haziran 2011 Perşembe

1 Haziran 2011 Çarşamba

Bin-Jip (Boş Ev)

Hayatımda izlediğim en güzel şeylerden biri oldu bu film. O kadar güzel, o kadar narin, o kadar ince ve bir o kadar sert. Bazı hayaller yaşanamayacak kadar güzel oluyor. Hem de... neyse.

Şarkı da bir başka. Başladığı andan bittiği ana kadar her bir anına öldüm.