5 Haziran 2012 Salı

"Kurbağalara bakmaktan geliyorum"

Siz hiç akordeon sesiyle uyandınız mı?
Ben uyandım hem de çokça zaman. Neredeyse haftada birden fazla kez, eğer erkenden uyanıp okula gitmek zorunda kalmadıysam.
Dün gece birşey oldu. Bir sürü şey yazdım kafamda ben dün gece. Nedense gelip de bunları yazabiliyorum ama kaç gündür Bilge Karasu-Gece'yi yazmak istediğim halde yazamadım. Sonra harika bir film izledim, Emir Kusturica-Underground (Yeraltı)'ı yazamadım. Yine görmenizi istediğim fotoğraflar vardı, koyamadım. Bu arada çok güzel mektuplar aldım, onları bile yazamadım da gelip uyandığım anda günler öncesinde kaydettiğim sese bugün yenisini ekleyip buraya koyuyorum. Tuhaf değil mi?
Dün gece de tuhaftı. uyandığım anda başka bir şeydim. Nasıl demeyin öyleydim. Dün o dizi bitince uzun süre -ama saatçe değil, kendimce- yerimden kıpırdayamadım. Sonra düşündüm, düşündüm, düşündüm. Düşünürken evrildim sanıyorum. Odama geldim çünkü, pencereler açık yatmaya başladığımız zamanlar başladı da daha yorganı götürüp atamadım, üzerinde uyumaya başladım. Gece üzerimdeydi, esintisini, boşluğunu, karanlığını Gece'nin her bir zerresini üzerimde hissettim. Gece başımda nöbet bekliyordu. Hadi! der gibi. Tamam, dedim ben de, kabullendim, evet haklısın dedim kendime, haklıydım çünkü, bomboştu yaşadıklarımın hepsi. Saman alevi gibi. Telefonuma bakıp bakıp durmama sebep olan bir ayda sönen sözümona bir sevgiydi. Yıllar yıllar süren bir sevgiyi ararken karşıma bir ayda biteni çıkıyordu, delirmiş olmalıydım. Sevgi öyle birşey değil, dedim kendime, sonra hak verdim yine kendime. Aşık olduğum adam diye andığım adam aradıktan bir dakika sonra telefonu kapatabiliyor, hiç de umursamıyordu bu durumu. Tekrar aradığında ben yine açıyordum ona kapıları, ben çok seviyordum çünkü, ama onunki içinde bir yerlerde kaybolmuş birşeydi, belki sevgi bile değildi. Kendime bu konuda tek kelime edemedim bile, etmeye utandım, bu kadar olmazdı sahiden. Kendim çok haklıydım yine.
Neden sonra uyumuşum. Yine akordeon sesiyle uyandım. Baktım kendime. Şu an hayatımda olan hiçbir şey değişmesin, ben değişeyim, huzurlu olayım. Bu blog hayatımın son dört senesine şahit, birşeyler aradığım şu son dört yıl boyunca bulduklarımın hepsi ne kadar anlamsız. Ya yanlış şeyi arıyorum, ya yanlış yerde arıyorum. Sanırım her ikisi birden...

Bu arada bana mektup göndermek isteyen var mı? Varsa mail bana: aylakkedi-@hotmail.com , oradan adresi yazarım ben size.



5 yorum:

Heidi dedi ki...

çok güzel ya... ne de güzel anlatmışsın sen de valla..
ama her şey boş diyorsun ya ben buna hiç inanamıyorum.
evet, tek bir şeyi ararsa insan bulamaz, katiyen mümkün değil ararken tam istediğine sahip olman..
yavaş yavaş gelir beklemezken ortaya çıkar.. ve hayatın kendisinde saklı bazen güzel şeyler, hayatı kılan anlamlı şeyler..
bir ilişki, bir kariyer, somut bir şey.. bunları beklemek ve istemek çok insancıl ama kalp kırıcı.. moral bozucu.. hele bir de şu geçen dört seneye bomboş diyebilmek...

akordeon sesi ile uyanmak!
yetmez mi bir hayatı özel ve farklı kılmaya :) bence çok ama çok güzel bir şey, küçük ama anlamlı..

metup yazmayı çok isterdim ama bilemiyorum ki hiç yapmadığım bir şey.. belki mail atabilirim sana :)

üslubuna, bloguna hayranım ve çok seviyorum... umarım daha uzuunca yazarsın :)

Aylak Kedi dedi ki...

aslında herşey boş değil, sadece kalbimi kıran, düşündüren, mutsuz olmama sebep olan herşey aslında anlamsızdı bu son dört sene de. ama kalp kıran anlamlı şeyler de olabilir bak..

bir sürü kuşlar yaptım tavana pencereye astım. salınıyorlar rüzgar da, bu bile bir hayatı özel ve güzel yapmaya yeter, ne diyorsun? :)

ilk deneyimin olurum işte, ne kadar güzel olur, hadi bir dene, sevgili aylak kedi, diye başla :)

çok teşekkür ederim güzel sözlerin için. bunları duymak için yazmıyorum, kimse okumasa da yazardım sanırım ama bu yazdıkların o kadar iyi geliyor ki bana, kocaman bir gülümseme olup yerleşiveriyorlar suratıma, çok teşekkür ederim, çok!

Heidi dedi ki...

hehe yazdıklarım gülümsettiyse seni ne mutlu banaa ^^ :)
kuşlar da harikaymış yalnız *.*

o zamaan belki de deneyebiliriim. her zaman istediğim bir şeydi mektup atmak :)

Aylak Kedi dedi ki...

çook sevinirim çok :)

Heidi dedi ki...

bugün geçtiğim bir sokakta akordeon çalan bir genç vardı, gözlerim hemen binalarda dolandı acaba yoksa burası mı diye hehe :)