25 Ekim 2012 Perşembe

Çay alır mıydınız?

Hava kapalı. Bu şehri daha önce hiç bu kadar sevmemiştim. Şehir merkezine uzak yeni evimizin kartpostal edasındaki manzarası, mis gibi kokusu zamanı unutturuyor, saat kaç deyiveriyorum gün içinde kaç kez.. Ailemin beni odamda unuttuğuna eminim. Üst kata kimsenin işi düşmüyor, bu yüzden kimse kapımı açmıyor, ben de artık kapatmıyorum zaten.

Benim odamın karşısına evin kütüphanesi düşüyor. Yeni evin en sevileri özelliklerinin başını çekiyor bu oda. Önceki evin kitap yükünü çeken büyük kitaplıksa bana kaldı. Buradaki az sayıda kitabım cirit atıyorlar kocaman kitaplıkta. Yanımda beş kitapla geldim. Iyi ki getirmemişim daha fazlasını. Atlayıp babamın kitaplarından seçiyorum. En sevdiği yazarlardan biri Peyami Safa. Ben de aldım Bir Tereddüdün Romanı'nı okuyorum.

Geleceğe dair sonsuz planlara bu şehir de giriyor böylece.. "acaba" diyorum "gelsem burada mı yaşasam bir kaç sene?" o kadar çok şey düşünüyorum ki... Son sınıf öğrencisi olmak iyi birşey değilmiş. Çıplak gözle görüyorum.

6 yorum:

kedicik dedi ki...

çocukluğumun son zamanlarına kadar televizyonumuz olmadı. hep radyo dinlerdik. arkası yarın hikayeleri, sabahları atlı karınca çocuk programı, uykudan önceler... sabırla beklersin. çok keyifliydi.

bence en güzeli mezun olduktan sonra bir yıl kafayı dinlemek, uzun uzun düşündükten sonra karar vermek.

Sevgiler ve iyi bayramlar ;)

Zedka dedi ki...

Geleceksin kedim, bütün kızgınlıkların bir mola yerinde sigaranın dumanıyla uçacak üzerinden. oh ne iyi sonrası. geleceksin, o yol İstanbul'da bittiğinde, bitmiş olacak.

o kitapla, safa, ama en çok vildan ve onun mütereddid kalbi, mor tırnakları ...

Aylak Kedi dedi ki...

kedicik, radyo dinlemeyen insanlar ne kadar eksik, bence en güzeli böyle anılar biriktirmek. Edilgen bir çocukluk yaşıyor şimdikiler, bizse o arkası yarınlar'da bir sesle bir dünya kuruyorduk hayallerimizde.

Okul bitince.. Diye başlayan öyle çok şey var ki düşünmek dahi istemiyorum bazen.. iyi bayramlar sana da :)

Canımin ankara köşesi, Zedka'm, o kızgınlıklarla beraber huzurlar da, o kızgınlıklarla beraber kafamı dizlerine koyuşlarım. Öyle çok mühim değil, sevgiyle iç içe kızıslarım.

O şehirse bağımlılıkların en güzeli. Özlemlerin en güzeli. Bunalımların en güzeli. O öyle bir şehir.

Bu kitap üzerine yazmazsam bir iki cümle, eksik olur, içimde kalır. Kalmasın, ne hissettim ne düşündümse yazacağım, oku olur mu..

Zedka dedi ki...

sen yazarsın, ben okumam mı? köşemden, öyle sessiz. çünkü tek kelime söylemek bile yoruyor güzel olanı.
sevgiyle. nasıl sarıldım!

AhuDudusu dedi ki...

Benim son 3 ayım okulda. Öyle kötü bir his ki sen de hissetmeye başlamışsın. Dönmem gereken ev huzurlu ama şimdi hissettiğim döndüğümde de aynı kalacak mı bilmiyorum, sanmıyorum da. Bursa'yı sevmememe rağmen sevdiğim insanlar, bıraktığım anıları düşünmek bile acıtıyor.

Aylak Kedi dedi ki...

başlangıçta baya uzun gelmişti, 5sene ne ara tükendi. Geri dönmek mi sorun ne olacağına karar vermek mi yoksa onca zaman sonra ancak alıştığın yerleştiğin çevreden kopmak mi.. Bilmiyorum düşünmek de istemiyorum açıkçası..