20 Ocak 2013 Pazar

Boşluklu Vakitler

Ka'yı bir kaldırım taşında bıraktıktan beri aklımdan atamıyorum. Hikmet'e Oğuz'um Atay'ıma kapılmaya çalıştıkça kendimi Ka'nın hiç okuyamadığım şiirlerinde buluyorum. Bundan kurtulmanın bir yolu var mı? Ya da siz bir kitabı okuyup kapağını kapattığınızda nasıl bitiriyorsunuz o kitapla ilgili herşeyi ve ben neden yapamıyorum bu çok kolay şeyi?

Kafası karışık memleketimde hava 0'ın üstüne çok nadir çıkmasına rağmen güneş ışıl ışıl. Karşı dağlarsa bembeyaz. Güneşin vurduğu odamda kar manzarasını battaniye altında izlemek diye bir keyif varmış, bilmiyordum.

Sonra babamın kitaplığında ortalığa bakınıp gözüme kestirdiğim kitapları kendi odama taşıyorum. Ama yeni kitaplardan ziyade elim tanıdıklara gidiyor, Budala'yı açıp açıp içinde kayboluyorum. Öyle güzel ki...

Bundan başka ne söyleyebilirim, bilmiyorum. Tatiller çok güzel.

1 yorum:

İyi-Kötü dedi ki...

"Ya da siz bir kitabı okuyup kapağını kapattığınızda nasıl bitiriyorsunuz o kitapla ilgili herşeyi ve ben neden yapamıyorum bu çok kolay şeyi?"

~~~
"Kitap. Nasıl diyeyim... İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini bucağını gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı değil mi? Bir musiki parçası gibi..."

Peyami Safa