26 Ekim 2014 Pazar

kemik

toplayın takımları çift kale maç yapacağız.
sonra yere düşene ölümüne vuracağız. söz mü? acımak yok. kemikleri kırılacak hepsinin. en çok bel kemiği kırılacak. korkacağız da yine de vurmaya devam edeceğiz. düşmeseymiş.

sonra yalvaracağız tanrılarımıza. çok tanrılarımız olduğundan değil ha. her birimizin inandığı tanrı ismen aynı olsa bile yetenekleri bakımından farklılıklar gösterdiği için. benimki misal merhametlidir çok. dayanamaz yukarı çekiverir yerdekini.

göğe kaldıracağız ellerimizi. geri versin diye onu. kırılan her bir kemiğin sesi yankılanacak kulaklarımızda. çok kan akacak. her yere yayılacak. üzüleceğiz. sahi kemikleri kim kırmıştı?

gol olmayacak bu maçta hiç. beraberliğe de burun kıvıracağız. hep beraber yere oturup çamura bulanmış ayaklarımızı çekeceğiz kendimize doğru. ne çok kirlendik, hayret edeceğiz. kemikleri unutmayacağız ama hiç. kale filesi gibi işlenecek yüreğimize. ne çok kemik kırıldı. buna da hayret edeceğiz.

bebeklerin ağlama sesleriyle dolacak çamurlu sahamız. bu ses bizi rahatsız etmeyecek. mutlu olacağız ağlayan bebeğe. tepkisizliğinden elimizde kalan ağlama sesine şükredeceğiz. uyuyamayacağız sonra da. vurulan her bir tekmenin kırdığı her bir kemik girecek uykuyla aramıza. sızacağız sonra. rüyalarımızda da kemikler kırılacak. sıçrayacağız. sıçramalara doyamayacağız.

maç bitecek mi, bitmeyecek. bebek ağlayacak ve gözlerini hayal edeceğiz. yeşil olsun gözleri bebeğin, diyeceğiz, zeytin yeşili. sonra başını hareket ettirmesini de düşleyeceğiz bebeğin. meyve suyu içişini de.

bir müddet sonra üzerimizden geçen uçaklara bakıp hep düşmesini beklediğimizi anlayacağız. uçakların hiç düşmediğini ama içinde bebek olan arabaların takla attığını haykıracağız tanrılarımıza. acı bize, diyeceğiz. senin gücünle de bilginle de asla başa çıkamayız, acı! ve bebek ağlamasın da bir kelime çıksın ağzından. bu çamurlu ayaklarımızla sana haykırışımızın acziyetinden pay biç. n'olur, tanrılarımız, acı bize!

kemikler kaynayacak, kaynamayanlar vidalarla tutturulacak. kırılan kemiklerin baskı yaptığı akciğerler kanayacak. kanadıkça ağlayacağız. topu hiç görmeden maçı bitireceğiz. tanrılarımız bize acıyacak, göğe almak üzere olduğunu yere indirecek ve derin bir nefes alacağız. bebeğin sahada yankılanan sesine kulak kabartıp, umut besleyeceğiz. bir bebek ağlıyorsa annesini özlemiştir, değil mi, diyeceğiz. öyledir tanrım, sen en iyisini bilirsin.

biz. sancılardan, hatalarımızdan doğan vicdan azaplarından ve tanrılarımıza karşı gelmekten ötürü yorgun düştüğümüzde çivili bir yatak peydah olacak yanıbaşımızda. uzanacağız. belki sevgiye ihtiyacı vardır diye, kırdığımız kemiklere sarılıp uyuyacağız.

tanrım, onların kemikleri bizim kalbimiz kırıldı. iyileştir bizi.

Hiç yorum yok: