2 Aralık 2015 Çarşamba

bütün bir bahar böyle geçmişti. 
kafesteki panterlerdik ömür boyu ama o bahar sanki anahtar vardı, sanki bize yakındı.

ne kadar uzak. bir kaç ay evvel, bambaşka bir kadın bambaşka bir dünya vardı. iyi ya da kötü, yargım yok.

büyük bir cesaretle içine bakıyorsun. ne göreceklerin korkutuyor seni ne göremeyeceklerin. herşey bildik, herşey alışılmış. kayboldun, kayboldun, kayboldun.
rutubet kokan o evi hatırlıyorsun. sarılıp içilen tütünleri, yağmurda uçuşan şemsiyeni, sokağı, apartmanı, apartmanın merdivenlerini, evin kapısını, adamın odasını... hepsini hatırlıyorsun. ve bu odada çalan şarkıları, çalan şarkılarla düşündüklerini, sessizce ağlamanı hatırlıyorsun. bütün bir baharın böyle geçeceğini daha o zamandan biliyordun.
yangın geçsin istiyordun. yangın geçti, elinde artık hiçbir şeyin olmadığını biliyorsun. ve ateşini yakanla karşılaşmak dahi seni geri döndürmüyor.
olağanüstü işler başaramazsın, bir sanatçı olamazsın, bir bilim kadını olamazsın, bir aktivist olamazsın, bir iz bırakan olamazsın. mutlu olamazsın, tam olamazsın, güzel olamazsın, sempatik olamazsın, sorunsuz olamazsın. bir şeyler kırıldı, geri alamazsın. unutmaya, üstünü örtmeye muktedir olamazsın.
varlığını onaylayacak tek bir iz bulunamayacak. tek bir kelime seni kazımayacak zihinlere, tek bir gönül fethedilmeyecek gülüşünle. sahibi olduğunu sandığın avuç içlerine istemediğin çizgiler dolacak, iyi bir uykudan uyanmayacaksın.
artık bittin, geri dönüşün yok. 

4 yorum:

mabelard dedi ki...

Çok iyi kurulmuş cümleler. Tebrik ediyorum.

Eylül Köksümer dedi ki...

İçim oyuldu, ezildi. Sadece iç sesimi gösteren bir aynaya bakmış gibi oldum. İşte bunlar beni yatağa düşüren şeyler, insan bunları bir kez fark edince (bir kez kendine kırılınca) bir daha nasıl tam olur? Tekrar nasıl kendi yüzüne bakar? Bilmiyorum, sadece kısa süreli tesellilerim ve oyalanmalarım oluyor, sonrası ise yazdığın gibi ''Sorunsuz olamam''

Elisabeth Vogler dedi ki...

çok teşekkürler.

Elisabeth Vogler dedi ki...

ah canım Eylül..