2 Şubat 2016 Salı

iki şubat.

mutlu olduğumda yemek yaparım. sinirli ve sert bir hüzün yaşıyorsam temizlik yaparım.
sabahın koşuşturmasından yorgun dönerken aklıma güzel bir yemek geldi. babannemin öğrettiği daha hiç yapmadığım. bir iki malzemeyle eve dönüp de yemeği yaptıktan sonra bir an bugünün şubatın ikisi olduğunu düşündüm.

2 şubat babannemin doğum günü.
doğum günlerinde ona aldığım hediyeleri gerçekten beğenip beğenmediğini hiç bilemedim, hiç anlamadım çünkü hep kocaman bir mutlulukla karşılıyordu. kullanacağı bir şeyse hep üzerinde görürdüm, evi içinse hep baş köşeye koyardı.

ağbimin evinde gördüğüm o gümüş-bordo kutuyu mesela, ben almıştım. vitrininin en güzel yerine koymuştu. banyo takımı hep aynanın önündeydi.

küçücük çocuk aklımla "babanne bu yüzüğünü çok seviyorum" dememi unutmayan, yıllar sonra dünyadan göçerken o yüzüğü bana bırakan naiflikte bir kadından bahsediyorum. onunla ilgili anlatacağım ne çok şeyim var, ne çok anı, ne çok görüntü, ne çok.. bazen sanki aradığımda telefona çıkacakmış, başta yorgun gelen sesi dakikalarca konuştuktan sonra canlanacakmış gibi hissediyorum. hala ondan geriye kalana artık çok da fazla benzemeyen evine girerken yüreğim parçalanıyor.

ben kimseyi ağlayarak uğurlamadım. hiç bir mezar dokunmadı bana böyle. hala o toprağın altında bütün güzelliği, bütün zarafeti ve ömrü boyunca göstermekten hiç çekinmediği kocaman sevgisiyle yatıyormuş gibi...

işte bunların hepsini düşününce kendimi harala gürele evi temizlerken buldum. haftalardır dokunmadığım her yer tertemiz oldu. süheyla'nın tek tüyü kalmadı halılarda. mutfak baştan aşağı çamaşırsuyuna bulandı.

makine bitsin, yatacağım.


Hiç yorum yok: