20 Ekim 2010 Çarşamba

Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?



“Saat tam üç, üççeyrek olmuştu ki, Pollak Henri ve arkadaşı ( adına gerek yok, hiç tanımazsınız) piyasaya çıktı. Aramızda hala konuşacak gücü kendinde bulanlar dirsekleri üzerinde şöyle bir doğrulup, işlerin nasıl gittiğini sordu.
Bunun üzerine öyle karmaşık, öyle karmaşık bir anlatıya giriştiler ki, Ecole Normale Supérieure Çocuk Bakımı Fakültesi giriş sınavı (195. birleşik seçme-yerleştirme sınavı) sırasında adaylara sorulan paragraf anlamı sorusundaki Claude Simon’a ait parça bu anlatımın yanında Isaac Benserade’ın ünlü altı mısralık şiirinden bile daha dolaysız ve düz kalırdı. Karşılaştırma açısından uygunluğuyla yarışan bir zerafete sahip olduğu için bu şiiri tam metin olarak alıntılama zevkinden kendimi alıkoyamıyorum:
Armut mu alsam peynir mi yoksa
Kararsız kaldı biçare Kalbim:
Armudu alsam,
Peynirim olmaz;
Peyniri alsam,
Armudum olmaz.” s.63

“Ey edebiyat! Senin o kutsalların kutsalı süreklilik aşkın yüzünden ne ezalar, ne cefalar çekiyoruz!” s.30 

4 yorum:

Hayal Meyal dedi ki...

güzel ki.. okumalıyız! :)

P.R dedi ki...

Armut ve peynir arasında kalma olayı çok ilgimi çekmişti.Üst tarafa yazmışsınız.Bloğunuza uğradıkça okuyup,büyük haz duyma sebebim oldu:)

Aylak Kedi dedi ki...

okur okumaz benimde çok hoşuma gitmişti, hemen yazıvermiştim :)

uyur yaşar dedi ki...

perec sever birilerini görmek ne güzel..ben kendisiyle yeni tanuştım sayılır..ve vuruldum..ölmüş olduğuna üzüldüğüm nadirlerden..yerinde rahattır umarım..