21 Mayıs 2012 Pazartesi

İhtiyarlar Heyeti.


Yine bizbize kaldık.Ben ve ben evet. Zaten daha fazlası hiç olmadı. Bu anlamsız, sinir bozucu, iğrenç arayışın, Hülya Koçiğitli Ediz Hunlu  klasik tatsız bir Türk Filmi kıvamında sözümona mutlu bir sonla biteceğine çok inanmıştım. Gerizekalı mıyım? Pek tabii. Oysa Aylak Adam’ı okudum. B., C.’nin yanından, önünden, arkasından öylece giderken, gerizekalı C. -misal ben- ya yanlış kişinin ardından gitti, ya B.’yi farketmedi ya da yetişemedi. Gerizekalı. Bana kalırsa bu içsel mücadelenin temelinde bebekliğin oral döneminde yaşanan bazı sorunlar yatıyor. Dudaklarını ve ağızlarının içlerini kemiren ya da yiyen insanların sorunu o döneme dayanıyormuş, o dönem bende bi’ bokluk olmuş, belli. Kim bilir ne! Mayıs ayında bu sene toplam okuduğum kitap kadar kitap okudum neredeyse. Hele son bir haftadır, bütün boşluklarımı, bütün nefretlerimi, ve bastırmaya çalıştığım sevgimi içime gömüp usulca kitaplarıma gömülüyorum. Bugün yeni bir yöntem geliştirip bütün bulaşıkları elimde yıkadım, bir saat boyunca bulaşık yıkadım. Bazan ne kadar uğraşırsam uğraşayım içseslerimden uzaklaşamıyorum. Yusuf! Atılgan Yusuf! Ey! Domatesli makarna yaparken bile C.’nin en sevdiği yemeği sorduklarında verdiği cevap geliyor aklıma. Gerizekalı! Sonra arkadan çalan şarkılar, yemin ederim, iç dağlayan şarkılar hep. Telefonumun ekranında küçük bir kız çocuğu. Elinde yumoşu. Öyle bir gülümsemiş ki! Tıpki Ahmet’in telefonda duyduğum ağlama sesinin ağlamama sebep olması gibi, o fotoğrafa her baktığımda şarıl şarıl ağlıyorum. Kabul, bu aralar çok sulugözüm. O kadar içten ve sakin gülümsemeyi ne zaman bıraktım? Ne zaman bu kadar umutsuz oldum? Hava ne ara karardı? Ayrıca akşam ne yiyeceğiz, ne okuyacağız? Bunlar büyük sorunlar.


6 yorum:

ayşe hilâl dedi ki...

okuyorum okuyorum okuyorum.. elif'im ne ara oluyor bunlar.. üstelik biz aynı göğün altındayken!

Aylak Kedi dedi ki...

çok yağmur yağdı. sonra dolu bile bir ara. sen görmedin onları.. çok oldu. çok kırıldı kalbim. bilsen..

Zedka dedi ki...

kendimizi oradan aşağı bırakalım. makarna tabağına düşelim. nefretimizi unutalım, nefretimizi unuttursun, nefretimizden etsin bizi yardım edelim ona bunun için. ellerimiz yetmiyor, yetişmiyor. ben bir durağın altında, sırılsıklam bir durağın altından sana bakıyorum. yağmursa yağmur, doluysa dolu .. kıyametse herkese kıyamet bir bize değil ya! elif, kedim.

Aylak Kedi dedi ki...

sadece unutma yöntemlerini bulamıyorum ben zedka'm. insan nasıl uzaklaşır kendinden,evet bu kıyamet sadece bana değil, yalnızca benim canım yanmadı, nasıl der insan? dedi diyelim, acısını nasıl yok eder? nasıl unutur? olmuyor bir şekilde. içimde çok geveze bir kız var ve ben ondan bıktım. sussa bi'! bi' sussa... !

Aylak Kedi dedi ki...

sen de benim. öyle çok.
teşekkür ederim.

Tiryandafil dedi ki...

Kitaplar okuyor ve filmler izliyoruz. Sıradışı olaylar oluyor hep oralarda, kahraman biz oluyoruz çoğu zaman. Sonra hayatımızın tekdüzeliğinden sıkılıyoruz bir filme ya da kitaba benzemediği için.
Hayatın bir film ya da kitap olmadığını anladığımızda mutlu değil belki ama, daha huzurlu olmaya başlıyoruz. Çok müthiş senaryosu olan bir hayatımız olmayacak belki ama kendinle kaldığında iç huzurunun olması mühim olan. Yaşadıklarımdan bunu öğrendim ben:)