13 Aralık 2012 Perşembe

Merhaba Hüsamettin Albayım.

Ağbim geldiğinde saatin kaç olduğunun bile farkında değildim.Sorduğu sorulara kendimde olarak yanıtlayamadım. Ne gelirse dilime öyle. Bir sürü soru sordu.
"Yorgun musun?" dedi. "Yok aslında pek bi'şey yapmadım." dedim.
"Birşey mi oldu?" dedi, yüzüne baktım, "çok yorgun gözüküyorsun, yüzün çok yorgun gibi, duygu çöküntüsü mü yaşıyorsun?" dedi, gülümsedi, işaret etti, gel sarıl. Sarıldım. "Gerçekten birşey mi oldu?" dedi. "Hayat" dedim, sırıttım. Hani romanlarda yüzü karmakarışık gözüken, ve insanların yüzüne bakınca başına bir felaket geldiğini anladığı kadınlar vardır ya. Hep merak etmişimdir. Şimdi düpedüz onlardan biriydim. Boğazıma dünya çökmüştü, ağbim yüzünden anlıyordu.

"Sana birşey aldım" dedi.

Biri size birşey aldığını söylediğinde kafanızdan neler geçiyor bilmiyorum. Ben "Kitap mı?!" diye fırladım. Nazlandı biraz, saklamış bir de, kitapmış. Hem de Oğuz Atay-Tehlikeli Oyunlar.

Neyim var benim kitaplarımdan başka bilmiyorum, havalara uçtum. O kadar mutlu oldum ki hepşeyi unuttum. Biri içimi parçalamış, akbabalar üzerimde uçuyor, canım yanıyordu. Canım sızlıyordu.

Hayır.

Hayatta bir ben vardım, bir de benim için yazdığı romanla Oğuz Atay.

Kitapla getirdiği ayraçlar birbirinden güzel, çizmek içinse, bugüne kadar bana hediye edilen, daha alırken bile "ben bunları açmaya kıyamam ki" dediğim en güzel kalemi açtım. Buna ilk kez değecek birşeydi bu kitap, ben de ilk kez açtım, mutlulukla Ayşe'min hediye ettiği üç kurşun kalemden birini.

"Ben böyleyimdir albayım; Önce, akıl almaz bir tutukluluk çöker üstüme; daha yaşamadan, büyük bir yorgunluk çöker."

Kime teşekkür etmeliyim, ağbime? Ayşe'ye? Elime ben 15 yaşındayken Suç ve Ceza'yı sıkıştıran Aydın Hoca'ya mı? Yoksa beni yalnızlayan tüm hayata mı?
Bütün şartları bir araya getiren Allah'a mı?
Teşekkür ederim.





"... uyumak üzeresin sigaranı söndür."
söndürdüm, uyudum.

Bugün iyi ki öldün diyorum Oğuz'um. Çünkü ölümün doğduğunun kanıtıdır.

10 yorum:

pınar dedi ki...

Bu satırların beni ağlatabilir biliyor musun?

ayşe hilâl dedi ki...

Elif...

Sev beni.

Aylak Kedi dedi ki...

pınar, bu satırların seni ağlatma ihtimali öyle hoşuma gider ki, birilerine anlatabiliyorum, birileri hissedebiliyor bu satırların da ağlanarak yaşandığını ve yazıldığını diye...

Ayşe. seni çok seviyorum. bilsen.. aklıma geldikçe kahroluyorum.

ayşe hilâl dedi ki...

elif, elif'im,

güzelleşmek için gitmek lazımmış ya, dostluk için de ayrılık lazım belki..özlem..

Aylak Kedi dedi ki...

bir sınırı var mı o özlemin? yeter bence, fazlasıyla.

ayşe hilâl dedi ki...

:) he yetti canıma!:)

Hazel dedi ki...

Oğuz Atay.. Belki de Türk yazarlar içinde en sevdiğim insan.. Gercek bir "insan" adam gibi adam..

Kalemlerine bayıldım. Ayracına da öyle :)
Son cümlen beni bayağı etkiledi suan.. Yazcak ne cok sey var aslinda buraya.. Ama her seyin bir zamani var oysa..

Blogunu cok seviyorum.. Bir suredir yoktum yine geldim..seni okumak iyi geldi..

ayşe hilâl dedi ki...

:) mektup yaz bana, sonra elden alayım ben:)

Aylak Kedi dedi ki...

hazel, oğuz atay güzeldir, dediğine bir ölçüde katılabilir hatta çağdaş türk edebiyatının başıdır, bile diyebilirim. kalemlerim de güzeldir, ayşe'm aldı :)

yazdıkların çok güzel çok teşekkür ederim öyle mutlu oluyorum ki..

ayşe hilâl dedi ki...

can'ım.