16 Eylül 2017 Cumartesi

27+142

Dönüşümü yaşamaktan kaçamamak hayatın çok temel bir sorunu. Cebrail emekli olmasaydı kendisiyle görüşmeye çalışır, bu konu hakkında tanrının neler yapabileceğini sordurmak isterdim. Çok sıkıntılı olduğum zamanlar biriyle konuşurken uyuyakalmak ihtiyacımın kaybolmamış oluşunu fark edip sevinmem, değişen her şeye üzülmem bu yüzden. Bir zamanların keyif kaçıran bakışlarını atan insanken, şimdinin "sen yokken çok sıkılıyoruz" insanı olmak canımı sıkıyor. Savunma mekanizmalarım kolaya kaçıyor. Her konuya gülebiliyor, dalga geçip devam edebiliyorum. Tek kelime yazmadığım bir ay geçiriyor, bir kitabın bir ay boyunca elimde tembellik etmesine izin veriyorum. Evimde hiç limonlu kek pişirmiyor, akşam üzeri çayımı alıp pencere kenarına ilişmiyorum.

Şimdilerde metroda kafamı kaldırıp insanların yüzlerine bakıyorum. Güzel bir kadın ya da adam görürsem uzun uzun onu izliyorum. Gülümseyen birini görünce gülümsüyorum. Hoşlanmadığım kişiye çok çok uzaklardan bile bunu hissettiriyorum. Bazı maskelerimin düştüğünü sanırken, yalnızca dönüştüklerini ayrımsıyorum. Sarsılıyorum.

Önümde uzanan kocaman bir pazardan bir takım beklentilerim var.
Tüm keyifli ritüellerimi bugün gerçekleştireceğim ve büyük ihtimalle eksiklik hissedip üzüleceğim.

Roman yazmaya başladım.
Komik bir kedi hakkında. Adı Platon.


Hiç yorum yok: