12 Temmuz 2022 Salı

Hakkımızda


Canım Momentos’un güzelim podcast serilerinden biri “Blog Dünyasında Bu Hafta” bloggerlar üzerine, dinlemesi de pek keyifli. Bana da yer vereceğini söylediğinde çok güzel hissettim, değer vermiş, layık görmüş nasıl mutluluk verici. Ama benim kendimi tanıtan bir metnim yok blog içinde bir yerlerde. Eee? Kimim ben? Çocukluğu 90’larda geçmiş boğa burcu bir kadınım. Daha çok ayıyı andıran bir kediyle İstanbul’da yaşıyorum. Ailemde herkes okumuştur, evimizin kitabı hiç eksik olmaz, dolayısıyla ben de kitaplarla iç içe oldum hep. Öyle olunca yazmaya da başladım. 2006 yılı falandı galiba ilk bloğumu açtığımda, öykümsü şeyler yazıyordum, bir de ergenlik yıllarının yarattığı romantizmi döküyordum galiba. Sonra uzun süre Kayıp Ruhlu Kediler isimli bloğumda yazdım. Nasıl severek. Ne güzel insanlarla tanıştım. Okuduğum kitaplara dair, izlediğim filmlere dair ne gelirse aklıma. Bir yandan günlüğümdü, bir yandan kendimce biriktirdiğim entelektüel arşiv. Sonra da burayı açtım, devam ettim aynı şekilde kayıt tutmaya. Bazen yoğun, bazen uzun aralıklı, ama hep devam ettim. Editörlük yapıp özel ders veriyorum şu günlerde. Doktora yapıyorum bir yandan siyaset biliminde. Hayatımın çok büyük bir bölümü okumak ve yazmakla geçiyor dolayısıyla. Okuma maceram da yaşadığım küçük şehirdeki Bilim ve Sanat Merkezi’nde Türkçe öğretmenimin Suç ve Ceza’yı elime vermesiyle başladı gerçek anlamda. Ondan önce Harry Potter okumalarım dışında pek bir tutkum yoktu edebiyata. Sonra ihtiyacım olan buymuş çok da ihtiyaç sahibiymişim gibi okumaya başladım. Genellikle Klasik Batı Edebiyatı. Türk Edebiyatıyla kaynaşmam çok geçtir, hala çok açığım vardır bu yüzden. Kendim yazmak konusunda çok yetenekli değilim belki, belki de yeterince vakit ayırıp çalışmadığım için, edebi şeyler yazmayı uzun zaman önce bıraktım. Bugünlerde memleketimde Kemal Tahir kitaplarına gömülmüş, fotoğraf çekip film izleyerek vakit geçiriyorum. Yakında tezimle ilgili sıkışacağım için son rahat haftalarımda şımarma hakkımı kullanıyorum. Gerisi iyilik güzellik ^;^  

8 Temmuz 2022 Cuma

Yakalanmayan Saksağan

Yıllardır gelip gidiyorum buraya. Zaten buralıyım işte, nasıl bir ifade şekliyse bu. Kütüphane odası, yani evin kitaplıklarının olduğu oda kuzeye bakıyor, serin. Ben de yazları geliyorum. Kuzey de evin önü. Giriş kapısının olduğu yer işte, mahalle tarafı. Odam bu odanın karşısında, sıcak. Hem şimdi çocuklar kalıyor orada. Ben de iyice kütüphaneye yerleşmiş oldum. Fakat önceki gelişlerimde de bu odada çok fazla vakit geçiriyordum. Kahramanımız saksağan da burada ortaya çıkıyor zaten. Sabahları genellikle, ama öğlene kadar illaki sesini duyuran bu güzel kuştan etrafta kaç tane var bilmiyorum. Bence bir tane. Gelip kendini duyuruyor. O kadar da güzel. Karga sevdalısı olan benim aklımı çelmekle kalmıyor, kendisini uzun süre göstermeyişiyle de kadim bir inancı doğruluyor: kaçan kovalanır. Hala bir fotoğrafını çekemedim. Ne zaman sesini duyup makinemi elime alıp pencereye yönelsem, o gideceği güzergahı belirlemiş ve harekete geçmiş oluyor. Beyaz karnını, uzun kuyruğunu şöyle böyle ancak görüyorum. Sinekliği açma sesim de ürkütüyor tabii. Bir sesin çağrısına koşuşum bir sesle baltalanıyor. Bakın bununla ilgili bir hikâye anlatayım.

Cemal Amcayla Serap Teyze nerden baksanız 40 yıldır evlilerdi. Hani birbirini anlamış, kabullenmiş, saygı duyan, sevgisini de kibar kibar ifade eden çiftler vardır ya, öylelerdi tam olarak. Hayatın müşterekliğini paylaşıyorlar, kavga etmekten kaçınıyorlar, ortak zamanlarından keyif alıyorlar, özel alanlarına da karışmıyorlardı. Bekar birinin görüp de “ah” dememesi mümkün olmayan bir çift yani; şiir gibiler. Bir gün kulağımıza geldi ki ayrılmışlar. Eh! Bu haberin itimat edilecek yanı mı var. Her duyan yüzüne “Saçmalık!” ifadesi yerleştirip geçiştiriyor, kimse ciddiye almıyor. En fazla yaşlılık inatları tutmuştur da bir süre sonra barışırlar, yorumları yapıldı. Cemal Amcayla Serap Teyze tarafından yeniden kahvaltıya çağrılacağı zamanı bekledi herkes.

 

Bekledik.

Bekledik.

Bekledik.

Boşandılar.

Şaşkınlık dalgası şiddetli yayıldı. Kulağımıza gelen haber bir sancı yarattı da sanki bir kıvrandık, bir iki büklüm olduk, bir dram filminde olsak kulaklarımızı kapatır “Hayır! Hayır!” diye bağırırdık. Boşanmışlar mı?

Evet boşandılar.

Olay şöyle gelişmiş: her sabah kahvaltıda TRT Nağme dinleyen çiftimizin evlilik yıl dönümüymüş. Cemal Amca güzel eşine sürpriz yapmak isteyip radyoyu aramış, bizim için bir şarkı çalın, Serap Hanım mutlu olsun, demiş. Şarkıyı belirtmemiş ama, hangisi olursa. O kadarını düşünememiş mi, önemsemiş mi, bilemiyorum. Sonra Serap Teyzeyle Cemal Amca kahvaltılarını yapıp çaylarını yudumladıkları o mayıs sabahında radyodaki spikerin sesi "Cemal Beyden biricik sevgilisine geliyor sıradaki şarkı" deyince Cemal Amca kıpırdanmış, Serap Teyze radyodaki Cemal Beyin Cemal Amca olduğunu anlamış kulak kesilmiş: şarkı Fikrimin İnce Gülü.

Aaaa!! Kıyametler kopmuş. Cemal Amcanın Serap Teyzeden önce evlenmek istediği bir kız varmış da ona söylediği şarkıymış da vay efendim onun için mi istemiş de, bunca yıldır unutmamış mıymış? Serap Teyze hem ağlamış hem ağlatmış. Cemal Amca ne dediyse dinletememiş. Nereden baksanız 40 senelik evlilik işte böyle son bulmuş.

Saksağanı da yakalayabilirsem paylaşacağım fotoğrafını.

Dümdüz saksağan aslında. Nereden bakarsanız bakın. 

7 Temmuz 2022 Perşembe

Bulantılı

 O da gitti. Almanya’ya. Memurluktan istifa etti. Önce başka bir bölüm okumaya başladı. Sonra yurt dışında staj yaptı. Ücretsiz izin almıştı yanılmıyorsam. Mezun oldu işte. Şimdi de kalktı gitti. İlk planı altı aylık. Bize de “gelin, bu kez evim odam var” yazmış.

 

Ben de kargo bekliyorum işte. 


Arada bir deli deli çarpıyor kalbim, sakinleşsem ne iyi.