2 Eylül 2008 Salı

ve kadın...

Sessizliklerin ardı arkası kesilmiyordu. Bir şeyler eksikti. Herkes görüyor, kimse söyleyemiyordu. Kimse görmüyor, herkes söylüyordu.

Işıktı belki eksik olan. Hayatı aydınlatması gereken bir ışıktı. Karanlıktı çünkü her yer. İhtiyacı vardı ona her yerin. Bir yumuşak el misali dokunmalıydı dünyanın kalbine. Sadece bakışların içine gizlenip kalamazdı, düşüncelerde.

Sevgiydi belki o. Karşılıksız verilecek bir sevgiydi. Gözlerinden akan merhamet, sözcüklerine bulaşan şefkatti. Sessizlikleri konuşturmalı, gürültüleri susturmalıydı.

Güçtü belki o. Canı pahasına korumasıydı başka canları. Bulabilmekti o, kendini onda onu kendinde. Bilinmeyen soruların cevabıydı o.

Kurnazlıktı belki o. Kimsenin aklını kullanamadığı gibi kullanandı. Bakışıyla diğerini yola getirendi. Edebin hayânın ve ahlaksızlığın pisliğin başıydı o.

Şehvetti belki o. Dünyaya gönderilen en güzel yaratıktı. En çok istenen varlıktı. En ufak bir ayrıntısı gözden kaçırılınca can yakandı o.

Dünyanın kaderiydi belki o. Gidişin yönetmeni, geminin kaptanıydı. Fark edene gelecekti o. Var olanın kaynağıydı o.

Eksikliğin adıydı o. Bakışların aradığıydı. Sonunda gök karardı. Bulutlar ağlamaya başladı. Dünyanın ihtiyacı geliyordu. Dünyayı temizleyecek ya da kirletecek olan sonunda geliyordu.

Yıldırımlardı yolu. Yavaş sakin yürüdü. Sonsuzluğa alayla gülümsedi.

1 yorum:

babegazelle dedi ki...

syliva hep intahar eğilimli bi kadın olmuştur,dying is an art which I do exceptionally well,meşur dizesinden yani lady lazarus şiirinden ölümü bi deneyim olarak gördüğünü de açıkca görmekteyiz.Son ve ölümüne yol açan intahar denemesinde de bu notu bulanlar beni hastaneye kaldırsın diye bi not bırakmıştır,yani kendisi aslında ölmeyi istemekten ziyade ölüm deneyimiyle kafayı bozmuştur.Biografisi bell jardır,depresyondayken okunmaması tavsiye edilir :)))