4 Ağustos 2010 Çarşamba

Tezer Özlü'nün Ekseni Etrafında



Yaşamın Ucuna Yolculuk kayıp bir kadını anlatır bana kalırsa. Tutunamayan, ama zaten düşmeyen bir kadını. Her yerde olup, hiçbir yerde olamayan kadını. Severler onu bugün, bu gece. Peki yarın? Yarını düşünen var mı? Hoş, kendisi düşünmüyor ki en başta.

Çocukluğun Soğuk Geceleri’nde üşünmüyor, aksi gibi çok sıcak. Boğulabilirsiniz. Sıcaktan. Dayanılır gibi değil. Deli misiniz? Deli damgasını hiç yediniz mi? Dışarıdan birinden değil, kendinizden? Ben deliyim. Sen? Olmuyor bazen. Bazen katlanması, algılanması, algılamaya veya katlanmaya çalışması çok zor oluyor. Ah, Tezer. Sus biraz n’olur.

Herşeyin Sonundayım. Bir kadının kendisine en yakın gördüğü insana bütün samimiyetiyle yazdığı mektuplar. O kadar saf ki bazen gülümsüyorsunuz. O kadar yumuşak yumruklar sallıyor ki, “böyle olmaz” diyorsunuz. “Yumruk atmasını öğretmeli biri ona”. Bütün bir kadın Tezer, her zaman öyle. Deli bide. Benden çok.

Kalanlar var bide. Tezer’den kalanlar. Önsözün altında “F.E” yazıyor. Herşeyin Sonundayım’ı okumasaydım Ferit Edgü gelmezdi aklıma elbet. Tezer’den kalanları okumak hiç kolay olmadı açıkçası. Hele bu kadar yakın olmuşken ona. İçselleştirmişken sözcüklerini, cümlelerini, düşünüş biçimini; kavramışken… Ne bırakmış olabilirsin ki geriye.

Kendi yokluğumu fark etmem bu noktada gerçekleşiyor. Son sayfasında Kalanlar’ın. “Neden?” diye sormaktan korkuyorum. Başlangıç için çok zor bir soru olacakmış gibi. “Şimdi” diyebiliyorum sadece. Ya da “Belki”. Beni duyabiliyor musun, Tezer?

Tam bir çılgınlık bu kadar yoğun bir şekilde Tezer Özlü okumak. Uzak durun. Bunlar bitince elime Pavese’yi aldım. “Aşık olduğum kadının aşık olduğu adam” Pavese’yi benim için tanımlar. Yaşama Uğraşı. Kendini 20 yaşında sanan bir kız için çok zor bir kitap. Sarsıntıları alt komşum hissetmiyordur eminim. Hoş, yüzüme bakıp, bastığım yere basanlar da hissetmiyor. Sorun değil.

Şimdi geriye ne kaldı bilmiyorum. Bir Tezer daha kim bulacak bana. O, özel bir insan. Hiç birimiz o olabilir mi? Bir saniyeliğine bile olamaz. Ve hiç kimse benim gibi sevemez onu. Sakladım çünkü, bulup da sevemezsiniz. (kaç demiştin 20 mi?)



“Dünya nasıl olması gerekiyorsa öyle. Kendi kendini kurtaramayanı hiç kimse kurtaramaz.” (Pavese)


Her şey geçiyor hiçbir şey geçmese de.
Çevreme bakıyorum. Ne var. Bildik siyah geceler. Bildik gri sabahlar. Bildik güneşin belirli ışığı. Zaman zaman en büyük güzelliklerine bürünse de, ışıklar gerçekten bizi şaşkına çevirse de, o ışıkların sonbahar ışıklarının tüm sonbahar yapraklarına verdiği renklerin tüm çeşitliliklerinde bir başına ışığı ilk kez görürcesine yürüsen de, içinde bağıran gene Dr. Driver.
“Hepiniz ne denli can sıkıcısınız!”
“Hepiniz ne denli can sıkıcısınız!”
“Hepiniz ne denli can sıkıcısınız!”
Yaşamın Ucuna Yolculuk/49
—Ah, artık dönmek istemiyorum o yıllara. Çok büyük sevinçler vardı. Ama çok da büyük acılar. Yaşlanmanın en acı olgusu insanın tüm dostlarını yitirmesi. GERİ KALAN YALNIZ BOŞLUKLAR. İNSAN YALNIZ, diyor Letizia. Seksen dört yılın onu getirdiği, bana dek ilettiği anın içinden, muhteşem lambaların altında. Mermer salonlarda.
Yaşamın Ucuna Yolculuk/88
Gece. Köy evinde mum ışığında oturuyoruz. Bir erkeğin elini tutuyorum. Onun elini tutmasam, kendimi gerçekten boşlukta duyuyorum. Beynim yine boşluğa fırlayacak gibi oluyor. Sert, kesin davranışlı, kişiliğini henüz anlayamadığım bir kocam daha var. Fırtına gibi köy odasına giriyor. İşte o an, gerçekten deliriyorum. Biraz istediğim gibi davranmaya başladığımda, götürülüp, demir parmaklıklar gerisine kilitleniyorum. Oysa bu adamla, beni doktor ve kliniklerin eline bırakmasın diye evlendim. Evlenirken ondan tek isteğim bu oldu. Hastalanırsam evde kalmak, plaklarımla, kitaplarımla, sevdiğim bir iki eşyayla olmak ve çay içebilmek istiyordum.
Çocukluğun Soğuk Geceleri/50 

5 yorum:

Adsız dedi ki...

blog acildiginda calan parcaya dair bilgi istesem?

tesekkurler...

Aylak Kedi dedi ki...

:) çok gizli bilgidir, benden duyduğunu kimseye söyleme..

yasmin levy-adio kerida

Adsız dedi ki...

tesekkurler... masar da guzel...

bir aylak kediden duydugumu soylemek? :) beni tom waits'in yanina kapatirlar...

Callieach Bheur dedi ki...

Özlü'yü seviyorsan, Seyyar Sahne oyunlaştırdı izlemesin. ;)

yaprak dedi ki...

Nasıl da etkiliyor insanı değil mi ? İncecik kitabın çok yoğun etkisi..