17 Haziran 2012 Pazar

Tomris Uyar - Yaz Düşleri Düş Kışları

"Bahar, yüzünü bir gösterse, gelinciğe keserdi bu bayır,
papatya kesilirdi tepeden tırnağa. 
Her gün bir daha bir daha biten ama hiç sona ermeyen, 
böyle içini karartan şeyler gelmezdi aklına. 
Düşlerden arta kalan tedirginlikler, havaya karışıp giderdi. "

Elif evime geldiğinde usulca elime sıkıştırıverdi Tomris Uyar'ın Yaz Düşleri Düş Kışları öykü kitabını. Nasıl sevinmiştim. Daha önce Tomris öyküsü okumamıştım ben ve Tomris benim için İkinci Yeni Akımı'nın karısıydı. Çok güzel gözleri vardı. Şüphesiz çok güzel bir kadındı. Turgut Uyar'ın soyadını taşıyordu, öyle anılıyordu, daha ne olsundu. Sanırım o ana kadar da daha fazlasını merak etmedim onun hakkında, ne yazmış, nasıl yazmış hiç düşünmedim.



Bir zaman sonra dün gece kitaplıkta dolaşan parmağım onun üzerinde durdu. İncecik narince bir kitap. Bir solukta okunurverir de öykü kitapları korkutmuştur beni hep. Öykü roman gibi sahiplenilesi bir tür değildir bana göre. Çok geç başladım öykü okumaya. Aramızda fazlasıyla mesafeli bir ilişki olmasının sebebi ben değilim, öykü türünün bizzat kendisidir. Öyküde okura çok fazla hakeket alanı yoktur çünkü, bize kalan çoğu zaman hayranlık duymak ya da "hadi beh!" demek olur. Daha fazla bir etkinlik alanı olmaz. Bunu bildiğimden ve öykü ağırlığının nicelikle değil nitelikle hesaplandığını düşündüğümden, o incecik -80 sayfalık- kitabı elime çekinceyle aldım. 

Uyuyakalmadan önce ilk iki öyküyü okudum, kahvaltıdan sonra da kitap bitti. Genel olarak hayal kırıklığı kadar yoğun olmasa da bir önce kaydımda belirttiğim o kitap bittikten sonra hissedilen doyum'u hissedemedim. 

Önyargım var mıydı, önce kendimde bunu sorgulamam gerekir. Turgut'u bilip de Tomris'i kıskanmayacak bir kadın var mıdır? Hele Cemal Süreya sonra Ülkü Tamer. Bir kadın bunu bilince önce bir durup "ne var bu kadında" diye düşünür. Ben kitabı bitirip kapattıktan sonra düşündüm. Gözlerinin çok güzel olduğunu söylemiştim. Çok iyi eğitim almış, edebiyat konusunda fazlasıyla donanım sahibi bir kadın Tomris. Eğer yaz gününde olmasaydık, güneş gözümün içine böyle akın etmeseydi de, o ışığı Tomris'in öykülerinde bulabilirdim sanırım. 

Tomris deniz ve yaz aşığı bir kadın. Bazısı gece'ye kaçar, bazısı kış'a, kar'a kaçar, Tomris deniz'e kaçmış. Yaz'ı sevmesinin tek nedeni olarak denize ancak bu mevsimde kavuşabiliyor olması gibi geliyor bana. Yoksa ışıl ışıl bir kadın değil o, Edgü'nün söylediği gibi o bir uyumsuz ya da aykırı. Yine aynı yazıda bu aykırılığın başka bir ülkede olmasıyla değişecek bir şey olmadığına değiniyor Edgü, öyledir, bazı insanlar muhalefet olmaktan beslenirler, hep yanlışları görürler. Bunun sonunca kimi içine kapanır, hatta intihar bile edebilir. Tomris elinden geleni, yazmak uğraşını seçmiş. Öykülerinde bir muhalif kimlik görmesem de kendini rahatlatma ya da gerçekleştirme yolu demek daha doğru olur bana göre. 

Kitapta içimi gıcıklayan şeylerden biri Tomris'in kahramanlarının çevresindeki insanları aşağılaması. 1950lerde Demokrat Parti'nin iktidar olmasıyla kırsaldan kente büyük bir göç başlıyor, ardından kültür karmaşası yaşayan bu insanların imdadına arabesk müzik yetişiyor. Tomris Uyar bundan fena halde rahatsız olmuş olacak ki sürekli bir aşağılama peşinde, bu insanlar ne anlar, demekten kendini alamıyor. Tepkisini gözümün önüne getirdiğimde o insanlarla konuşmak anlamak yolunu seçen bir kadın görmüyorum, bıyık altından laf yetiştiren gözlerini bayan bir kadın görüyorum, hiç hoşuma gitmiyor. 

Dokuz öyküden en çok kalbime yerleşen Oyun adlı öykü oldu. Kurgusu da, karakterleri de, başlangıcı da bitişi de, karakter arasındaki iletişim de çokça hoşuma gitti:
Hep aynı anlamda tökezleyen ilişkiler: Sen, sen olmasan. 
Rus Ruleti ise Tomris'e özgü nesir mi şiir mi olduğu biçimsel ve içerik olarak insanı zorlayan, ama kitabın en çekici öyküsü.

Tomris'i tanımaya başlamak çok güzel. Ve biten bir öykü kitabının ardından yazarı daha çok merak etmek ve diğer kitaplarını okumak telaşı içine düşmek de...

-Yalan söylemezsem çok korkuyorum, dedi Türkan. Yalnızlıktan korkuyorum. Sen akıllısın Mona Lisa. Bir yol göster bana.
Demin düşünüyordum da, bizim ülkemizde geçmişler ne kadar kısa süreli. Bizler, tarihimizi hep on ya da on beş yıllarla düşünürüz. 
Diyeceğim, bizim haklımız, sokağa on yılda bir dökülür. İnançları ve parası değer düşünüme uğratıldığında. 

Tomris Uyar - Yaz Düşleri Düş Kışları,
YKY, Mart 2008 

5 yorum:

Callieach Bheur dedi ki...

Bir gece vakti bitiriverdim hepsini :D
Kış'ımı kurtardı ve üstüne tüm final dönemini birlikte geçirdik :D

Benim için 2011'de;

Yaz'ı kurtaran kitap ---> Gecegezen Kızlar

Kış'ı Kurtaran kitaplar---> Yaza Yolculuk ve Yaz Düşleri Düş Kışları


oldu geçen sene :)

Aylak Kedi dedi ki...

tomris uyar konusunda baya yol katetişsiniz siz, ben daha başındayım.. :)

Callieach Bheur dedi ki...

=)) Yok yahu ben de başındayım ama kesinlikle Kitapla Direniş adlı kitabını alınız , kendisinin şimdiye kadarki tüm yazıları-Söyleşileri orada toplanmış. Enfes bir kitap

Aylak Kedi dedi ki...

çok teşekkür ederim, not aldım bu kitabı merak ettim çokça :)

Aylak Kedi dedi ki...

umarım yenersin :)