10 Mart 2013 Pazar

Kar, Kan, Savaş

Bazı günler öyle sıradandır ki sıradan olduğunu farkedemez insan.
Uyandığımda elimde telefon vardı, mail beklerken uyuyakalmışım. 
Saatse 07:30, annem ocağı yakamadığından bilmem kaç milyon kere çakıyor çakmağı. Ben uyandığımı unutmaya çalışıp uykuya dalmaya çalıştıkça o çakmağı çakıyor. Çakıyor. Çakıyor. 

Gidip mutfağın kapısını kapatıyorum, uyku devam etmiyor. 
Dışarı çıkıyoruz, film izlemeye; benim gideceğimizi sandığımız film vizyona bile girmemiş daha meğer, bu filmle ilgiliyse hiç bir bilgim yok. 
Film başlıyor: Eve Dönüş - Sarıkamış 1915 
Giriş sahneleri göze hitap ediyor, harika kareler. Kiyarüstemi'nin kar fotoğrafları tadında. Uğur Polat yüzünü gösteriyor. Film akmaya başlıyor. 



Filmde tek bir savaş sahnesi görmeden, savaşı iliklerime kadar hissettim. 
Gerilim hiç beklenmedik anda filme dahil oldu, elbette Serdar Orçin'le. Oyunculuğu harika. 

En sevdiğimse, trajedinin hiç olmadık bir karakterde hayat bulması, bu eve dönüş hikayesinin aslında onun hikayesi olması. En cani görünenlerin içinde açtığı, savaşın. 

Bir demiryolu gibi uzanan asker cesetlerinin olduğu sahne bence bütün olayı özetler nitelikte. Bu yetmiş. Yönetmeninse ilk filmiymiş, ne güzel dedim; ne güzel!
...


Hiç yorum yok: