1 Ağustos 2013 Perşembe

Köpek ve hayatlarımız

Çünkü adam konuşmamı istiyor. Çünkü ben konuşmak istemiyorum ve hemen yanı başımda bir köpek uyuyor. Köpeğe bakıyorum. Bir korna sesiyle irkilmesi bir insan gibi. Gerinmesi, uyanacak gibi oluşu, sonra kafasını tekrar -sanki bir insanın diyelim ki yastığına- yerleştirmesi beni şaşırtıyor. Daha önce hiç köpek görmediğimi düşünenler olacaktır elbette fakat saçmalamayalım elbette bir köpek gördüm. Ama daha önce bir köpeğe bakmamış olabilirim. Ona baktım. Uzun uzun baktım. Kafamın içinde bir kapı açılıp Yusuf içeri dalıyorken ben köpeğe bakıyordum, ve hayır Yusuf kapıyı açmamalısın hatta içeri dalmamalısın, kafamın içinden defolmalısın Yusuf çünkü bu başka bir hikaye ve sen buraya ait değilsin. Köpekle Yusuf'u karıştıracak gibi olurken kendimi yazdığı kahramanlarla kavga eden bir yazar gibi duyumsayıp yüzümü buruşturuyorum. Çünkü alt tarafı bir köpek insana benziyor ya da bir çok insan yanı başımda uyuyan köpeğe benziyor diye ve Yusuf zırt pırt kadraja girip "Polisler peşimde!" diye anırıyor diye yazar olmuş sayılmam.

Hayır.


Hiç yorum yok: