19 Ağustos 2013 Pazartesi

Garcia Lorca'ya Güzellemeler

Güzel bir adam gördüğümde onu tanırım. Onu tanırım. Gözlerine bakmam yeterli olur.
Bugün, 19 Ağustos. 1936'da İspanya'da faşistler tarafından katledilen o güzel adamın gözlerine bakıp şiirler okuyorum. Ne şiirler. İçime umut doluyor.

Faşizm iğrenç birşeydir. İçinizi yoklayın, herhangi bir grup insana, herhangi bir sebepten dolayı, nefret duyuyor musunuz, duyuyorsanız onu yok edin, faşizm sizi yok etmeden siz o nefreti yok edin.

Akşamın Ninnisi

Ninni söylüyor akşam,
portakallara.

Kız kardeşim şarkı söylüyor:
Dünya bir portakaldır.

Ay ağlıyarak diyor:
Bir portakal olmak istiyorum.

Olamaz kızım,
pembeleşsen de.

Olamaz dönsen bile
küçücük bir limona.
Yazık!

Federico Garcia Lorca



Federico Garcia Lorca'ya Yanık Şiir / Pablo Neruda

Issız bir evde, / Korkudan ağlayabilseydim; / Gözlerimi çıkarabilsem de,
Yiyebilseydim; / Senin sesin için yapardım / Bunları,
Yaşlı portakal ağacı sesin; /Senin şiirin için yapardım
Bunları, /Çığlık çığlığa fışkıran şiirin. /Baksana,
Maviye boyuyorlar hastaneleri, /Senin için;
Kıyıdaki kenar mahalleleri / Ve okullar,
Senin için büyüyorlar; /Tüy salıyorlar, /Yaralı melekler;
Pullar örtünüyor, / Düğün balıkları; / Deniz kestaneleri,
Göğe uçuyorlar; / Siyah tülleriyle terzi dükkanları:
Kanla doluyorlar, kaşıklarla, / Senin için; / Ve, /Yutuyorlar,
Yırtılmış kurdeleleri; /Öz canlarına kıyıyorlar, /Öpüşe öpüşe;
Ve ak sadeler giyiniyorlar. /Bir şeftali ağacı /Giyinip de,
Kuş gibi seğirtirken sen; /Kasırga gibi fırıl fırıl,
Bir pirinç gülüşüyle gülerken; /Türküler çağırdığında;
Allak bullak ederken, / Atardamarlarını, /Dişlerini, gırtlağını,
Parmaklarını; /Vay ne şirindin, /Kahrolurdum ben
Kahrolurdum ben / Kızıl göller için: / Güz ortasında bir şahbaz at
Ve kana belenmiş bir tanrıyla, / Beraber yaşadığın.
Kahrolurdum ben, / Mezarlıklar için: / Gece, sesi kısılmış
Çanlar arasından, /Suyla, mezarlarla küllenmiş
Nehirler gibi geçen; /Nehirler: /Hasta asker koğuşları sanki,
Tıklım tıklım dolu; /Ve matem yağlı ölüme,
Çürük taçlı mermer şifreli ölüme, /Nehir nehir gelen ölüme doğru;
Birdenbire taşıveren nehirler. /Gece, ayakta, ağlaya ağlaya,
Boğulmuş çarmıhların geçişini / Seyrederken sen;
Kahrolurdum seni görmek için: / Bak,
Ölüm nehrinin önünde ağlıyorsun / Perperişan;
Garip kalmış köşelerde başın, /Durmaz ha, durmaz gözlerin
Ağlar yaşın yaşın. /Gece ve çıldırasıya yalnız,
Külleri ısıra ısıra; /Dumanı, gölgeyi, unutmayı:
Siyah bir huniyle yığabilseydim, / Trenlerin, gemilerin üstüne;
Filizlendiğin ağaç için, /Yapardım bunları, /Topladığın,
Yaldızlı su yuvaları için; /Sarmaşık için, /Yapardım bunları;
Gecenin sırrını sana ileterek, /Kemiklerini saran
Sarmaşık için. /Islak soğan kokusu gelen
Şehirlerden, /Seni bekliyorlar; /Boğuk bir sesle, /Şarkı söyleyerek
Geçesin diye. /Yeşil kırlangıçlar, /Saçlarının arasına yapıyorlar,
Yuvalarını; /Dilsiz sperma sandalları, /Peşin sıra geliyorlar;
Sümüklü böcekler, haftalar, /Yelkenleri düşürülmüş serenler,
Kirazlar da, /Dönüveriyorlar ossaat: /Gözükünce solgun başın,
On beş gözlü başın, /Al kan içindeki ağzın. /Şehrin otellerini,
İsle doldurabilseydim; /Hıçkıra hıçkıra, /Yok edebilseydim
Çalar saatları; / Ezik dudaklarıyla yaz ayı, /Evine nasıl gelecek,
Göreyim diye /Yapardım bunları; /Yığın yığın insanların,
Melil mahzun tantanalarıyla /Ülkelerin,
İşlemez sabanların, /Gelincik çiçeklerinin; /Mezar kazıcıların, süvarilerin,
Kanlı haritaların, gezegenlerin, /Evine nasıl geldiklerini
Göreyim diye; /Yapardım bunları. /Küllerle örtülü dalgıçların,
Uzun bıçaklarla delik deşik olmuş /Meryem Ana tasvirlerini
Sürüte sürüte gelen maskelerin; /Damarların, köklerin, hastanelerin,
Karıncaların, su gözelerinin, /Evine nasıl geldiklerini
Göreyim diye; /Yapardım bunları. /İçine kapanmış atlının
Örümcekler arasında öldüğü / Bir yatakla,
Gecenin; /Kinden, dikenlerden bir gülün, /Sarıya çalan bir geminin,
Rüzgarlı bir günle, bir bebeğin; /Evine nasıl geldiklerini
Göreyim diye: /Yapardım bunları.
Ben, Oliverio, Norah, /Vicente Aleixandre, Delia, /Maruca, Malva, Marina,
Maria Luisa, Larco, La Rubia, /Rafael Ugarte, Cotapos, /Rafael Alberti, Carlos,
Manolo Altolaguirre, Bebé, /Molinari, Rosales, Concha Méndez,
Ve daha da unuttuklarım; /Evine nasıl gelecektik, /Göreyim diye
Yapardım bunları. /Gel de taçlar takayım,
Gel, sağlık esenlik delikanlısı, /Gel, kelebek kıravatlı civan;
Sen ey, /Sonsuz hür siyah bir şimşek gibi: /Pırıl pırıl insan;
Madem, geç vakitlere dek, /Kalınamıyor daha kayalıklarda;
Bari aramızda konuşalım, /Gel, /Şöylece bir, olduğumuz gibi;
Çiğ için olmadıktan sonra, /Şiirlerde n'olacak yani?
Bir ağu hançerin, / İçimize işlediği bu gece için
Olmadıktan sonra; /Şiirlerde n'olacak yani? /Bu tan kızıllığı için,
Olmadıktan sonra; /İnsanın vurulmuş yüreğinin,
Ölüme hazırlandığı, /Şu viran köşe için olmadıktan sonra
Şiirlerde n'olacak yani? /En çok gece, geceleyin:
Kıyamet gibi yıldızlardır, /Dolmuşlar hepten ırmağa;
Bir kurdele gibiler, /Fakir fukara dolu evlerin /Pencerelerindeki..

Bir ölen var, /Onların evlerinde; / Bürolarda, hastanelerde belki,
Belki asansör ve madenlerde, / İşlerinden oldular.
Onulur şey değil yaraları, /Yaratıklar, /Acı çekiyorlar.
Her yanda dert yanış, /Her yanda, /Vay şuymuş vay bu;
Pencereler, /Göz yaşıyla dolu, /Aşınmış eşikler,
Göz yaşından; /Yüklükler ıslak, /Bir dalga gibi
Halıları dişlemeye gelen /Göz yaşından,
Oysa ki yıldızlardır akar /Uçsuz bucaksız bir nehirde.
Federico, /Dünyayı görüyorsun.
Yolları görüyorsun, /Sirkeyi görüyorsun;
Birkaç ayrılıştan, /Taşlardan, raylardan gayrı,
Kimseciklerin kalmadığı, /Köşeden: /Duman ha deyince,
Zalim tekerleklerine; /Hoşça kalları görüyorsun, /İstasyonlardaki..

Her yanda, sorunlar koyuyorlar, /Çeşit çeşit insan var:
Kanlı bıçaklı kör var, /Öfkelisi, ümitsizi var,
Yoksul var, tırnak ağaçları var; /Şunun bunun sırtından,
Geçinmek sevdasıyla; /Harami var.

Hayat böyle, Federico, /Ey babayiğit,
Ey kara sevdalı adam. /Sana, /Dostluğumun sunabileceği şey
İşte bunlar.. /Sen de epeyce şey biliyorsun
Şimdiden. /Yavaş yavaş, daha da,

Öğreneceklerin var.


Federico Garcia Lorca İçin Üç Şiir / Turgut Uyar

Ah işte her şey orda...
Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırmaları, apoletleri olmasa da.

Ben severim omuzlarımı bir gün
Göçen bir maden direğinin altında

Su akar kendir tarlalarından
Ah her şeyim...
Ben severim omuzlarımı bir gün
Savaşta bir başka omuzun yanı başında
Yatakta bir ince omuzun yanı başında

Yol uzun, hava sıcak
Kırbaçlarım atımı varırım Kurtuba ya...

İndiğini görürsem bir gün sığırcıkların
ve sürüler halinde,ovaya
İnsanların dünyayı bölüştüklerini hatırlarım
Bir gün daha...

Sevişirim ölürüm, savaşırım ölürüm
Doldururum çantama kara ekmek ve peynir
Varırım Kurtuba ya...
"saat beşte
akşamleyin"

Ah ellerim ve kalbim
Her şey orada kaldı.
Keçeler keçeler ve portakallar
Kireç döktüler yere. Kara gözlüm, kalbim,
Halkımın fakir akşamlarıdır, biliyorum
Kanlı bir mendil diye bağlanan gözlerime
Kireç döktüler yere,
Bir duvarın dibinde
Bir deppoy un önünde
Kiraz ağaçlarına ve sığırcıklara karşı
.......
Bir halkın gösterişsiz, sessiz cömertliğinde
Ölüm nasıl söylenirse öyle
İspanyol dilinde
ve her dilde...

obra
completas

Artık kat iyen biliyoruz;
Halk adına dökülen kan
Sapı güldalı güzelliğinde bir bıçaktır.
Dişlerin arasında...
İspanya da

ve her yerde...


şiirler: epigraf.fisek.com.tr , antoloji.com

7 yorum:

selda nın mutfak defteri dedi ki...

Merhabalar,
Bloğunuz hayırlı olsun. Artık ben de takipçinizim. Bana da bekliyorum. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Sevgilerimi bıraktımmmm…..:))

Elisabeth Vogler dedi ki...

teşekkür ederim :)

deeptone dedi ki...

güzel yazmışsın.
severim evet.
bir iki kitabı var.
arada açarım okurum.
:)

Elisabeth Vogler dedi ki...

teşekkür ederim,
sevilmeyecek gibi mi? :)

white glaze dedi ki...

Merhabalar;
Blogunuzu yeni keşfettim ve hemen takibe aldım.
47. takipçiniz benim.
Bu arada çok hoş bir çekilişim var, muhakkak beklerim :)
Sevgiler
http://http://whiteglaze.blogspot.com/2013/08/beyaz-srn-buyuk-cekilisi.html

Elisabeth Vogler dedi ki...

teşekkürler sevgiler :)

Maviye iz süren dedi ki...

Çok severek okurum:)