12 Ocak 2016 Salı

uzun uzun yazarak içimi döktüğüm zamanları özlüyorum. artık yazma yeteneğimi de yitirdim. neden? neyi yanlış yaptım? neden bu kadar savunmasız ve çaresiz hissediyorum kendimi? neden içini nasıl dolduracağımı düşünüp heyecanlanarak yaşadığım yalnızlık şimdi bana dayanılmaz geliyor? konuşmak için neden insan arıyorum durmadan? iyi değilim, hayır hiç iyi değilim.

kontrolüm dışında değişiyor herşey. hiçbir zaman kontrol delisi olmadım. ama şu anda akıl almaz geliyor tüm olanlar. ne zaman sınav kaçırdım ben, ne zaman vurdum duymaz oldum bu kadar okul konusunda? hiçbir zaman. ne zaman bu kadar zayıf hissettim kendimi, hiç. pencereye vuran, parçalanan, akan yağmur damlaları gibi serserilik yapmak isterdim. bu çaresizlik beni yok ediyor.

bazı samimi şeyler arıyorum etrafımda. geçici olmayan. tuttuğum zaman elimden kayıp gitmeyeceğini bildiğim şeyler. hiç mi yok? sigaram sönüyor ve ben tüm hissizliğimle ucunda tüten dumanın kaybolmasını bekliyorum. bir can gerekli, bir ışık. sonsuzlukta kaybolsa da benim içimde can bulacak bir ışık. perişanım.

içim acıyor. elimden hiçbir şey gelmiyor. gözlerimin kapalı olmasından yorgun düşüyorum, ama açtığım zaman hiçbir şey görmek istemiyorum.

bunun bir sonu olmalı. bir bitiş olmalı. gele gele bir uçurumun kenarına gelmeliyim. o animasyondaki gibi kendimi aşağı bıraktığımda uçuyormuş gibi mutlu olmalıyım.

...

1 yorum:

Eylül Köksümer dedi ki...

''Bunun bir sonu olmalı'' hissindeyim ben de günlerdir, artık sanırım bıktım, bittim. Ama katılmıyorum sana canım dostum, uçurumun kenarına değil de, ferah bir düzlüğe çıkmalı bu kadar sancı ve perişanlık. Anlamsız hissetmekten çok yoruldum, kimbilir daha kaç yıl ufacık anlamları bekleyeceğim, kalkıp aramadan, oturduğum yerde. Senden ve kendimden çok farklı düşünceler bekliyorum. Zihinlerimize başka bir şekilde çalışmayı ve hayatı algılamayı öğretmemiz gerekiyor, hem de hayati bir önemle.