10 Mayıs 2017 Çarşamba

27+12

bir godard filminin hafifliği ve insanın zihnini zorlamayan akıntısı ama aynı zamanda sunduğu güzelliğin keyfini yaşıyorum. kaçırdığım sahnenin de pek bir önemi yok bu yüzden.

işte ben bunları aklımdan geçirirken ister istemez gözüme anna karinanın umursamaz dansı geliyor gözümün önüne. asla sinemada gözünden akan yaş değil. sigarasını tutuşu yakışı geliyor efendime söyleyeyim küs olduğu sevgilisiyle kitap isimlerini göstererek konuşması geliyor.

ve tüm bunlar haddinden fazla sıcak olan su saçlarımı pıtır pıtır ıslatırken geliyor.

anna karinayı düşünmek sonra, lea seydoux'yu getiriyor ki bence bir çok insana onu hatırlatıyordur. zaman zaman çok kötü olduğunu düşündüğüm oyunculuğunu yüzünün güzelliği örtüyor. hissizliği çileden çıkartırken lea'nın, burnuna kıvrılıp uyumak isteğime engel olamıyorum.

ve artık buruş buruş olmuş parmaklarım çıkmam gerektiğini söylüyor. çıkıyorum.


Hiç yorum yok: