7 Haziran 2012 Perşembe

Gözaltı Torbaları ve İbrahim Arasındaki Müthiş İlişki

Kurgudur...

Ulan İbrahim, gözümdeki yaşları hiçe sayıyorsun, hala bana dönmüyorsun ya, Allahından bul İbrahim! Gözün yaşlarla dolsun İbrahim, sonra boğazına bir sızı yerleşsin, çay içerken bile için yansın İbrahim!

Gidişinin bilmem bu kaçıncı günü. Aslında biliyorum da İbrahim “deli karıya bak günleri tek tek saymış” deme diye bilmezden geliyorum. Senin o alaycı gülüşlerinin kurbanı olmaktan kaçmıyorum İbrahim, saçmalama! Yalnızca benden uzakta gülmeni istemiyorum.

Hani biz ayaktayken başım tam göğsüne denk gelmeseydi, güldüğünde dudağının kenarlarında çizgiler oluşmasaydı, sonra ellerin bir erkeğin sahip olabileceği en güzel eller olmasaydı ya da ne bileyim sakalların bu denli yakışmasaydı sana bunca mektup yazmazdım elbet. Ama Allah senin belanı versin İbrahim, herkesin bir kusuru var senin yok! Dönüşünü ummaktan başka bir şey gelmiyor bu yüzden elimden.

Dünya güneşin etrafında dönerken aynı zamanda kendi ekseni etrafında da dönüyormuş İbrahim, bunu biliyor muydun? Madem biliyordun benden neden sakladın? Dünyanın seni bana bir getirip bir götürmesinin, beni bir mutlu edip bir mutsuzluğun dibine itmesinin sebebi buymuş, dünyanın başı dönüyor midesi bulanıyor İbrahim. Bir sigara yakıp dünyanın ağzının tam ortasına oturtmak istiyorum. “İç birader iç! İyi gelir!!” deyip de sırtına pat pat vurmak istiyorum İbrahim. Dünyanın sen gittikten sonra bu denli ilgimi çekmesinin sebebini merak ediyorsan dön gel, anlatmazsam anam babam ölsün İbrahim.

Okuyor musun İbrahim? Bu yazdığım kaçıncı mektup. Postahaneye mektubu atmaktan geri geldiğimde posta kutusuna bakıyorum İbrahim, cevap gelmiş mi diye. Ama hiç cevap gelmiyor İbrahim, elleri mi kırıldı, düşünme, yazma, kalem tutma yeteneğini mi yitirdi acaba bu gerizekalı diye düşünmüyor değilim İbrahim. Sonra bir sigara daha yakıp posta kutusuna üflüyorum. Ben nasıl efkarlanıyorsam o da efkarlansın pezevenk! diyorum İbrahim.

Bizim sokağa çıkarken küçük çirkin bir camii var İbrahim, hatırlıyor musun? O camiide bir de bayrak dalganıyor hiç görmüş müydün? Hah işte o camii kadar çirkin, o bayrak kadar ait olmadığım bir yerde duruyorum İbrahim. Gel alsana beni burdan. Boğazım yanıyor, içimde bir yerler deli deli kanıyor, bir mendil bassana yarama İbrahim.

Putların hepsini ben kırdım, işin kalmadı yapacak, bana geri gelsene İbrahim. 

4 yorum:

ayşe hilâl dedi ki...

eliiiiiiiifffff!

sen var ya farkında değilsin ama benim istanbul tesellimsin...

bu eliiiiif de yazıya bayıldığım için...

ayşe hilâl dedi ki...

gelcem, bi gelcem, bu defa geri dönmemek üzere... bekleyiniz beni..

Tiryandafil dedi ki...

Bilmem bilir misiniz, bilmiyorsanız da eğer seveceğinizi tahmin ederek; bir şiiri vardır Asaf Halet Çelebi'nin:
"İbrahim, gönlümü put sanıp da kıran kim?"
çok severim bu şiiri ben, bu yazıyı da sevdim. Daim olsun diyelim:)

Aylak Kedi dedi ki...

hiç bilmiyordum bu şiiri çok güzelmiş cuk diye de oturmuş :) teşekkür ederim