18 Ekim 2022 Salı

Anlaşılmamanın Dayanılmaz Zulmü II

Başarı kimin içindir? Karneyi alan çocuk evine koşar: iyi notları ailesine göstermesi gerekir. Başı okşanır, ödüllendirilir, aferin’lenir. Bunların olmadığı durum karnenin anlamını yitirmesine yol açar; öyle ya zaten sınavlara girilmiş, zaten iyi notlar alınmış, çocuk ne yaptığını zaten biliyor. Karne “öteki”ler için, tüm bu sürecin hiç farkında olmayanlarla sonucun paylaşılması seremonisi!

 

Öteki kimdir? Ben olmayana öteki deriz. Hayır. Ben olmayan öteki değildir. Öteki ben’e tehdit yaratandır. Ben oluşa. Kötücül bir tarafı var Ben’den bakıldığında öteki’nin. Beni anlayan ve ben oluşumla ilgili bir sorun yaratmayan, ben oluşuma saygı duyan öteki olmaz. Bunu yapan kim var? Hayır. Kimse yok. Beraber öğrendik. Ben zaten hep yazarak öğrenen biriydim.

 

Sürekli bir mücadele ve varoluş savaşı verdiğimiz noktasına geldik. Ne kötü. Savaştığın şey tarafından takdir görmek istemek. O halde yok etmeye çalışmıyor, bastırmaya mı çalışıyorum? Tanınmak istiyorum. Bireyin bireyliğinin başladığı yer: öteki tarafından tanınmak. Savaşın da barışın da başladığı yer burası.  

 

(Bu iki cümle sonrasında gözüm bir süre pencere önünde salınan yapraklara daldı. Hafif rüzgârda hala bir şekilde yeşil kalmayı başarabilmiş olanlar salınıyor. Diğerleri de tutunuyor galiba. Belki de kurtulmaya çalışıyorlardır, bilemeyiz. Sarıları da çok güzel. “Yeşil kalmayı başarabilmek” deyince yeşile övgü sarıya sövgü gibi oldu. Değil. Öyle düşünmüyorum. Yaprak benim için hem yeşilken hem de sarıyken güzel. Güzelden de öte gerçi. Aaa, elbette evdeki ormanımda yaşayan, gözüm gibi baktığım bitki çocuklarımda gördüğüm sarılardan hoşlanmıyorum. O zaman durup “NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİM” diye gürlüyorum. Çiçeğini açmayan bitkiyi karanlık odaya kapatıp ona ders vermeye çalışan var, benim gürlemem ne ki. Neyse ben böyle dalmış gitmişken meseleye Nietzsche dahil oluyor zihnimde. Benim tüm meselelerime Nietzsche’yi dahil edişim şahane bir şey. Siz de isterseniz sevdiğiniz bir filozofu bütün düşüncelere dahil edebilir, onun bakış açısından değerlendirebilirsiniz. Elbette bunu bir konfor alanına çevirip, onun bakış açısını benimseyip her meseleyi onun gözünden ele alıp değerlendirmek dangalaklığını yapmayın.)

 


Nietzsche öldükten sonra okunup tartışılan bir filozof, biliyorsunuz. Bunun birçok örneği var elbette. Ama acı olan Nietzsche’nin yaşamı süresince bunun acısını çekmesi. Etrafındakilerden, sevdiği kadınlardan, dost olarak adlandırabileceği insanlardan beklediğini, umduğunu hiç bulamadı. Öteki’yi Nietzsche’ye tanımlatsak sanırım “hayal kırıklığı” der, kenara çekilirdi. Bir şekilde bu durumun onu beslediğini de düşünüyorum ama kişisel olarak kendisiyle bağ kurduğumdan beri de üzülüyorum. Yıllar sonra kendisinden etkilenen bir ben’i üzen bu durum hala bir öfke de yaratabiliyorsa Nietzsche’ye neler yapmıştır, kim bilir. Hassas olan bünyesini iyice çürütmüş müdür? İnsan bir noktada “koskoca Nietzsche’sin, kendinden sonraki düşünüş şekilleri üzerinde yarattığın etki devasa, zihnin, algın müthiş. İki insanın seni anlamasına niye ihtiyaç duydun be adam!” diye ünleyesi geliyor. Ama durum işte tam da bu, insanın laneti. Anlaşılmak ihtiyacı. Paylaşmak ihtiyacı. Bunların sağaltıcı gücünden mahrum olmanın yarattığı çöküş.

 

Konuyu bir de seri katillere bağlayayım mı hazır Dahmer’i izlemişim?

Ya da Kafka'nın yazdıklarını kendinin yakmayıp da arkadaşına bu sorumluluğu yüklemesi üzerine konuşabilir miyiz? Samimi miydi acaba, inanmış mıydı Brod'un o yazıları yakacağına. Yoksa aksine asla yaklamayacağına mıydı güveni? 

 

Önce biraz hüzünlenelim de bari bir şarkıyla… (Eskiden olsa “yersiz” bir şakacılıkla buraya bir Wagner bestesi koyardım. Wagner-Nietzsche arasında da değişik bir ilişki vardır, onu da sonra anlatırım. BİR DE BENDEN DİNLEYİN ÇÜNKÜ. Ama yapmayacağım.)

 

Beni anladınız değil mi?

Sevgiler.   

2 yorum:

  1. Vaaayyyy be, dedim. Muhteşem bir yazıydı. Şimdi edindiklerimi serip, zihnimden dağ başında bulunmuş kaynak suyu gibi akıtacağım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım buraneros, yakın arkadaş çevremden olsaydın yazmam gereken ama tembellik ettiğim her şeyi yazıp bitirirdim sanırım, nasıl bir motivasyon kaynağısın :) teşekkür ederim

      Sil