7 Şubat 2017 Salı

08

geçmiş ne acayip bir şey.
eski fotoğraflara bakarken zaman hiç geçmemiş gibi hissediyorum.
bir kaç gün önce oldukça sarhoşken yazdıklarım nerede bulamıyorum fakat yaptıklarımı hatırlıyorum utanarak. hatta eski bir fotoğraf bir anda ekranı kapladığında hatırladım. d.'nin telefonu kaç kez çaldı bilmiyorum. ama açılmadı. en yakın arkadaşım beni oyaladı, güldürdü, bir bakıma uyuttu. ve ben zaten bir tek ona anlatabilmenin rahatlığını yaşadım. hala fotoğrafları silmemiş olmama şaşırdı. "anlıyorum" dedi. anladığına emindim.

bunca zaman sonra hala nasıl oluyor da göz yaşlarına sebep oluyor o duygu aklım almıyor. bir sürü yaş aldım, onun durduğu yer değişmedi. açtığı yara iyileşmedi. aşkın tükenmeyen tarafının çok acınası bir mağduruyum.

sonra aklıma tüm fotoğraflarını kaybettiğim gün "bugün çok kötü bir şey oldu"diye ağlayışım geliyor. ya yüzünü unutursam, diye yüreğim parçalanmış, içim acımıştı. 

evet..

27 Ocak 2017 Cuma

25 ocak.

saat sabahın beşi. kadın uyuyamıyor. adam uykusunu belli belirsiz terk ediyor. 
-iyi misin, diye soruyor kadına.
-değilim, diyor kadın.
kadına sarılıyor adam. bir kaç saniye sonra 'bardak!' diyor. 
kadın, 'mutfak' diye cevaplıyor.
adam 'duvar' diyor. 
kadın 'cüce'. 

adam 'yüzüklerin efendisinden mi?' diye soruyor. 'hayır' diyor kadın. 
-nasıl?
-duvardan 'duvara karşı'. ordan sibel kekilli. game of thrones. tyrion lannister ve cüce. 

adam kadını öpüyor. 'duvar'a nasıl geldim biliyor musun?' diye soruyor. 'nasıl?' diyor kadın. 
-mutfaktan 'soul kitchen', ordan fatih akın ve 'duvara karşı'. ve duvar. 

kadının göz kapakları ağırlaşırken gülümsüyor. 
bu oyunu hakan günday'dan öğrenmiş olması bile keyfini kaçırmıyor.

uyuyor..